<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271</id><updated>2011-12-15T04:57:06.667+02:00</updated><title type='text'>EkonomisT / makale</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>36</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114512910271341416</id><published>2006-04-15T21:56:00.000+03:00</published><updated>2006-04-16T20:46:35.580+03:00</updated><title type='text'>DSC Teknolojisi ile ilgili Röportaj</title><content type='html'>&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;İrtibat:nesli@nesli.com.tr&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;“Kendi elektriğini kendin üret” sloganıyla yola çıkan ve büyük ilgi gören DSC teknolojisi ile ilgili seminer 4 Nisan 2006’da Türkiye Kalkınma Bankası’nda yapıldı.&lt;br /&gt;Seminerde bu teknolojinin tekniği, üretimi, maliyeti, kullanım alanı ve verimliliği anlatıldı. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Biz de Nesli firmasının yetkilisine merak edilen soruları sorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/1600/son%20gelen.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/320/son%20gelen.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff6666;"&gt;S-Türkiye’de bir DSC üretim tesisi kurulması için Dyesol firmasıyla imzaladığınız anlaşma sonucunda gelinen nokta nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C-Dyesol firması ile yaptığımız anlaşma gereğince, fizibilite çalışmaları başladı. Şu ana kadar gelinen noktada her şey olumlu. Zaten, “fizibilite” çalışmalarının amacı, “uygunluk”la beraber bu teknolojinin transferinin ülkemize uyarlanması da ele alınıyor. Mesela, ülkemizdeki güneş ışınımının söylenenden çok daha yukarılarda olduğu, uydu raporlarıyla da tespit edildi.&lt;br /&gt;Biz Türkiye’de enerji üretmek için yola çıkmıyoruz, ancak sizin kendi ihtiyacınız olan enerjiyi kendiniz üretebilmeniz için gerekli olan güneş pillerini üretmeyi hedefliyoruz.&lt;br /&gt;Ülkemizde bu teknolojiyi kullanarak üretim yapmak veya bu tesisleri kurmak, tamamiyle engellemelerin boyutuyla ilgili. Eğer engellenmezse, ve istenilirse, Dünya devlerini geride bırakacak teknolojiyi patentleriyle ve lisanslarıyla almış bulunuyoruz. Onlar eski teknolojilere çok büyük yatırımlar yaptılar hala da yapmaya devam ediyorlar. Bizim elimizde ise en yeni ve son teknoloji var. Yani onlar kaset teknolojisi ile uğraşırken bizde CD teknolojisi var. Bunu kullanıma açmak veya açmamak, bunu ulusal bir mesele olarak görüp gereken desteği vermek veya vermemek bu günkü hükümetin elinde. Biz elimizden gelen uğraşı veriyoruz. Sayın başbakanımız girişimcilere çağırı yapıyor, “Kimse sizinle ilgilenmezse bana gelin” diyor. Bu konuda ona ve samimiyetine inanıyorum. Ama koridordaki ilk memuru geçemiyoruz. Bu sanki bana “ekmek bulamazlarsa pasta yesinler” sözünü anımsatıyor. Sayın başbakanımız Güliverin gemileri sırtlayıp açık denizlere taşıması misali tek başına kalmış. Kimse ilgilenmiyor ve elini taşın altına koymuyor. Herkes masasının arkasına sinmiş, teflon tava misali “bana yapışmasın” diye sizi görmezlikten geliyorlar, ama bunu çok kurnazca yapıyorlar. Gidiyorsunuz, anlatıyorsunuz, alkışlanıyor, “aslanım benim” deniyor, akasından alakasız bir yere gönderiliyorsunuz, projenizi anlatıyorsunuz –güvenle- oradan başka bir yere, oradan başka bir yere... sonra bir bakıyorsunuz alakasız bir yerlerden birileri sizi ekarte ederek temasta olduğunuz firma ile temasa geçip lisansınızı kapmak için başvurmuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu yeni teknolojiyi elegeçirmek için diğer ülkeler de boş durmuyor. En kötü ihtimal, (düşünmek bile istemiyorum ama...) Arsa, arazi, bina, iş gücü ve finans sağlayan, Bulgaristan, Almanya, Hollanda, Romanya gibi ülkeler var devamlı tekliflerle geliyorlar. Vallahi, bu dünya güzeli teknolojinin kime nasip olacağına Allah karar verecek, artık ben ona havale ettim. Belki yarınlarda bu teknolojinin ürünlerini kullanmaya mecbur kaldığımızda, “petrolün varili” misali, “panelin metrekaresi” üzerinden dışarıdan ithal etmek zorunda bırakılacağız. Aslında yeni yapılaşmalar var Pek yakında, Amerika, Kanada, Avrupa Birliği ülkeleri Japonya veya -G-8’ler mi desek – aralarında karar aşamasındalar ki, bundan sonra “stratejik” sayılan teknolojileri 2., 3. dünya ülkelerine transferlerini yasaklama konusunda. Belki de bu isteniyor? artık bizleri “yok” saymak bilinçli olarak ve sistematik bir düşüncenin ürünü gibi geliyor bana. “Türkiyede bu teknoloji olmasın, dışarıya bağımlı kalalım “ deniliniyor. Buna inanmaya başladım. Bu soruyu, ilgili, Enerji stratejilerini oluşturan doğrudan veya dolaylı kurumlara ve Enerji Bakanlıgımıza yöneltmeniz gerekecek. Onlar bu konuda bağzı uğraşlar veriyorlar hatta geçtiğimiz senelerde bu konuda bir kanun bile çıkardılar: Türkiye bu konuda gecikmeli olsa bile gerçeği gördü. Kayda değer ilk adım olarak da, 10.5.205 tarihinde “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına ilişkin kanun”u yürürlüğe geçirdi. Kanuna göre;&lt;br /&gt;MADDE 1. - Bu Kanunun amacı; yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımının yaygınlaştırılması, bu kaynakların güvenilir, ekonomik ve kaliteli biçimde ekonomiye kazandırılması, kaynak çeşitliliğinin artırılması, sera gazı emisyonlarının azaltılması, atıkların değerlendirilmesi, çevrenin korunması ve bu amaçların gerçekleştirilmesinde ihtiyaç duyulan imalat sektörünün geliştirilmesidir.&lt;br /&gt;Konunun önemi kapsamında teşviklerini de kanun maddeleri halinde yayımladı. Buna Göre; Madde 7’nin&lt;br /&gt;a) Enerji üretim tesis yatırımları,&lt;br /&gt;b) Kullanılacak elektro-mekanik sistemlerin yurt içinde imalat olarak temini,&lt;br /&gt;c) Güneş pilleri ve odaklayıcılı üniteler kullanan elektrik üretim sistemleri kapsamındaki yapılacak AR-GE ve imalat yatırımları,&lt;br /&gt;Teşvikten yararlandırıyor ve;&lt;br /&gt;MADDE 8. - Orman veya Hazinenin özel mülkiyetinde ya da Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan her türlü taşınmazın bu Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üretimi yapmak amacıyla kullanılması halinde, bu araziler için Çevre ve Orman Bakanlığı veya Maliye Bakanlığı tarafından bedeli karşılığında izin verilir, kiralama yapılır, irtifak hakkı tesis edilir veya kullanma izni verilir. Yatırım döneminde izin, kira, irtifak hakkı ve kullanma izni bedellerine yüzde elli indirim uygulanır. Orman arazilerinde ORKÖY ve Ağaçlandırma Özel Ödenek Gelirleri alınmaz.&lt;br /&gt;Ancak kağıt üzerinde güzel gözüküyor. Çevre ve Orman bakanlığına göre, bu kanun sadece Enerji Bakanlığını bağlar. Orman kanununa göre biz bir “üreticiyiz” ve “sanayi” ye giriyoruz-muşuz ve dolaysıyle bu teşvikten yararlanmamız söz konusu olamazmış. Gördüğünüz gibi, aslında bizim için çıkarılmış bir kanun, diğer bir kanunla çelişkide ve çöz bakalım bu düğümü... Elin adamı nano teknoloji ile mikroskobik makinalar yapa dursun, bizde bir bürokratın koskoca kanunu nasıl yorumlayacağına, gelecek kuşakların hayallerini, Türkiyemizin geleceğini emanet edebiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff6666;"&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/1600/yok.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 319px; CURSOR: hand; HEIGHT: 186px" height="182" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/320/yok.jpg" width="309" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; S-DSC Teknoloji’ni, çalışma prensibini kısaca anlatabilir misiniz? Şu anda piyasada bulunan benzerlerinden farklılıkları nelerdir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C-Bu güne kadar kullanılan teknolojiler Si (Silisyum) yani Silikon tabanlı teknolojilerden ibaret. Yani hammaddesi (kabaca) deniz kumu. Dünyada oldukça bol. Ancak deniz kumunu tüm metallerinden ayırmak, onu bu teknolojilerde kullanılabilecek silikon haline getirmek çok meşakatli ve pahalı bir proses. Yüksek ısılarda, dev fırınlar kullanılarak elde edilebiliyor. Bu da “fosil” yakıtlar, başta petrol olmak üzere kullanılarak yapılıyor. Sonuçta çok yüksek maliyetlerle elde edilen bir hammade ile yola çıkılıyor. Ucuzlaması da direkt olarak petrolün ucuzlamasına bağlı. –Siz böyle bir olasılık görebiliyormusunuz?- Diyelim ki şöyle veya böyle silikonu elde ettiniz, bu durumda da, her türlü kominikasyon ve elektronik aygıtlarda kullanılmakta olan chip’lerin yapılmasında da kullanılan bu maddenin alıcısı kapıda beklemekte. Dolayısıyla silikon kilosu 20.-USD dan, 90.-USD’ a fırlamış durumda. Bu da “geleneksel” dediğimiz eski teknolojileri kullanılamıyacak derecede pahallıya mal olmasına ve üretilememesine yol açmakta.&lt;br /&gt;DSC teknolojisi ise tam tersi, doğada bolca bulunan ve içriğinde, sağlığa zararlı herhangi bir madde yoktur. En zararlı madde, 2 grm olan “tentürdiyot” dur. Titanyum ise diş macunlarınada bile vardır. Son derece ucuza maledildiğinden halkın yaygınca kullanabileceği, kolaylıkla finanse edebileceği sistemler kurulabilecek.&lt;br /&gt;DSC teknolojisi, eski teknolojilerde olduğunun tam tersi, tamamen doğayı taklit eden bir teknolojidir. Yani bir yaprağın nasıl fotosentez yaptığı gözlemlenip taklit edilmiştir. Son terece komplike bir yapı olmasına rağmen prensipte ve uygulamada ve üretimde basittir. Nano-Teknoloji kullanılarak üretilir.&lt;br /&gt;En güzel tarafı da diğer teknolojilere oranla daha verimli olmasıdır. “Bütün Gün, Her Gün” enerji üretir. Silikon teknolojilerinde olduğu gibi sadece, güneşin tam gerektiği açıda, belli bir ısıda, ve hava yoğunluğunun belli bir oranında olması şartı ile değil.&lt;br /&gt;Üretiminde çok düşük enerji kullanır 24 Kwh/m2. (Diğerleri 235 kWh/m2 harcar)&lt;br /&gt;Gerçekten “Temiz ve Yeşil” teknoloji kullanır. Zaten “var”olan mevcut hammadeleri kullanır. Performansı “normal” Güneşim şartlarında artar Değişik renklerde ve transperant olması dolayısıyla, mimari avantajlar sağlar. Bir tu&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/1600/adsiz.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/320/adsiz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;ğla, biriket veya duvar yerine kullanılabilir. Bu da “maliyet-etkin”’liğini arttırır. Düşünün bir kere, binanızın ön yüzeyini (duvar olarak) bundan yapıyorsunuz, hem çok şık bir görüntü elde edip, hem de ürettiiği elektriği kullanıyorsunuz. Silikonlarla bunu yapamazsınız. Daha birçok avantajları var ancak sayacak zamanımız olduğunu sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff6666;"&gt;S-DSC Teknolojisi güneş ışınlarının eğiminden nasıl etkilenir? Her türlü hava şartlarında verim alınabilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C-Çok güzel bir soru. DSC teknolojisi bırakın Güneşi, Ay ışığında bile elektrik üretmeyi sürdürür. Güneş ışınlarının eğiminden son derece az etkilernir. Demin de söylediğim gibi, bizim sloganımız “Tüm gün bütün gün” enerji üretir. Mesela yaz aylarında, silikonların modülleri 30 derecenin üzerine çıktığında verimlilikleri, %3’e kadar düşer. Bizim teknolojimizde ise modüller ısındıkça verim artacak şekilde tasarlanmışlardır. Mesela güneşi bol olan bölgelere göre ayrı, az olan bölgelere göre ayrı modüller üretebilme olanağımız var. Bu çok büyük bir avantajdır.&lt;br /&gt;DSC, karlı ortamlara bayılır. Güneşten değil ama kara çarpıp yansıyan ışığı çok sever ve verimli olur. Düşey olarak kullanılabilindiği için de üzerine kar birikmez. Birikse bile altı kırılmaz cam olduğu için kolaylıkla kazınabilir. Saatte 200km rüzgara-ve fırtınaya- dayanıklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff6666;"&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/1600/son.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/320/son.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;S-Kullanılacak bu teknolojinin diğer enerji teknolojileriyle kıyaslandığında getirisi ne olacak?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C-Bakın, yerüzünün tüm petrol, kömür, doğalgaz rezervleri, dünya üzerine düşen 20 günlük güneş ışığına ancak eşdeğerdir. Insanlar ve hükümetler bunun farkına yeni yeni varmaya başladılar. Geleneksel enerji üretim teknolojileri, bir merkezde üretilip dağıtılmak üzere tasarlanmışlardır. Düşünün bir kere, bir veya birkaç şehrin elektriğini üretmek üzere bir santral kurup, bu şehirlerin toplam tüketiminin çok daha fazlasını üretmek için yatırım yapıp, sonrada bu enerjiyi dağıtmak için ayrıca masraf yapıp daha sonra bu enerjiyi kullanılabilecek duruma getirmek için koca, koca trafolar kurup düşürerek dağıtmak zorunda kalmak... Söyleyecek söz bulamıyorum. Eskiden hükümetler buna mecburdu belki ancak artık uyanan devletler bunun böyle devam edemiyeceğini gördüler. Tüm Dünya yenilenebilir enerji atağında biribirleriyle yarışır haldeler. Biz de tutumumuzu değiştirmezsek hem de hemen, herşeyde olduğu gibi bu işte de nal toplamaya devam edeceğiz. İsraf haramdır. Şimdi, Güneş gibi tükenmez sayılan bir enerji kaynagı durup dururken başka yöntemlerle elektrik elde etmeye çalışmak sizce de abeste iştigal değilmidir?&lt;br /&gt;Siz, eğer kendi elektriğinizi üretmek imkanınız olsaydı, ihtiyacınız kadarını mı yoksa onun 50 katını üretip fazlasını çöpe mi atardınız?&lt;br /&gt;Peki ya açığa çıkardığınız karbondioksit ne olacak? Sonunda onu soluyacak bizim kendi çocuklarımız değil mi? İleride oksijen tüpleri ve maskeleriyle dolaşan bir nesli hayal edebiliyormusunuz.Bu sadece getirilerinin bir kısmı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff6666;"&gt;S-Bu enerjinin maliyeti, garanti süresi ve ekonomik ömrü ne kadardır?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;C-Fizibilite çalışmaları sonuçlanmadan kesin rakamlar veremem ancak, şu anda Avrupada PV fiyatları astronomik durumda 1W= 6.- € civarında. DSC teknolojisinde ise 1W= -1.-$. Ve tüm masraflar dahil. Böyle olunca, geri dönüşümü 1.5-2 yılda sağlanabiliyor. Yerli üretim sözkonusu olduğunda bu fiyat daha da aşağılara çekilebilecek. Bu konuda, Amerika Birlesşik Devletleri, Enerji Bakanlığı, Yenilenebilir Enerji Departmanı Laboratuarının (NREL) demecine göre; “Bu DSC teknolojisi, maliyet-etkin potansiyeliyle, günümüzde kullanılan PV teknolojilerini bir tarafa bırakın, konvansiyonel enerji üretim teknolojileriyle bile rekabet edebilecek güçtedir.” NREL-2002&lt;br /&gt;Yani kabaca, bir evin elektrik ihtiyacı 3-5kWh diyelim, yatırımınız 3000-5000.-$ civarında olacaktır bu tahmini fiyata, kurulumu ve diğer, BOS (balans of system costs),(taşıma, kablolar, çeviriciler bataryalar) da (ihtiyaç halinde) dahil olacak. Görüldüğü gibi bu teknoloji bir nimet’tir ve hafife alınmaması gerekir.&lt;br /&gt;DSC- Garanti süresi silikonların aksine çok daha uzundur. Dayanıklılık testleri yapılmış olarak ömrü, en az bir insan ömrü kadardır. Özel olarak kırılmak istenmedikce, kırılmazlar. Güneşte diğerleri gibi (plastik) kavrulup, kıvrılıp bozulmazlar. Silikonlardaki gibi verimlilikleri gittikçe düşen bir grafik göstermezler. Oynak parçaları olmadığından, bozulmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff6666;"&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/1600/adi.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/320/adi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;S-Hangi ülkelerde bu teknoloji kullanılıyor?&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;C-Türkiyemiz halihazırda kömür ve doğal gaz ithal ederek elektrik üretip enerji açığını kapatmaya çalışan bir ülke konumundadır. Henüz fotovoltaik teknolojisinde herhangi bir birikimi olmaması nedeniyle; ekonomiye gelecekteki etkileri, bu alanda ancak bir geçmişi olan ülkelerin geçirdikleri evrim ve tecrübelerin analizlerinin irdelenmesiyle araştırılabilir. Burada Amerika Birleşik Devletlerini örnek gösterelim:&lt;br /&gt;Amerikalılar geleceğin enerjisi konusunda tercihlerini çoktan yapmışlar. Daha temiz, daha fazla, daha ucuz enerji istemekteler. (Kaynağımız, (U.S. Department of Energy - Energy Efficiency and Renewable Energy). )&lt;br /&gt;Beyaz Saraydan yapılan açıklamaya bakalım; (Beyaz saray Web-Sitesi/Ulusal Enerji Politikası).&lt;br /&gt;“Ulusal Ekonomimizin sıhhati ve geleceği, güvenilir, temiz ve sürdürülebilir bir enerjiye bağlıdır. 2020 ye gelindiğinde ucuz enerjiye doymak bilmeyen iştahımız gereği ihtiyacımız %32 artmış olacak. Güneş Enerjisi bu ihtiyacımızı karşılayacak düzeyde olmasa da, bu yenilenebilir enerjinin Amerikanın ve Dünyanın ekonomisine önemli katkıları olacaktır. Düşünün bir kere; 1970’lere kadar hiç olmayan bir Solar Endüstri 100 defa katlanan artışlarla yılda milyonlarca Watt’a, pazarda 2.000.000.000.USD varmıştır.Şu anki Endüstri 20.000 kişiye iş imkanı sağlamakla kalmayıp, 2020’de 150.000 kişiye iş demektir. Bu işçilerin beraber çalıştıkları ve beraberce bir sektör oluşturdukları, mühendisler, bilimadamları, idari elemanlar, inşaat ve yapı sektörü, planlama, eğitim, satış elemanları, kalifiye, yarı kalifiye, vasıfsız elemanlar,finans kurumları ve tasarımcılardır. Ve devamlı genişleyen (yılda %31) ve maliyeti gittikçe düşen teknolojisi her geçen gün gelişen bir endüstri olarak özel yatırımcıların ve girişimcilerin iştahını da kabartmakta…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde de bu gelişmeleri beklemek ve bu tükenmez enerjiden bir an önce yararlanmak üzere harekete geçmekte daha fazla geçikmek, ancak, gelecek neslin yaşam hakkından çalmak olur. Bu konuda karar verme, politika belirleme, insiyatif kullanma durumundaki kurum ve bireyler ülkemizin yüksek menfaatlerini göz onünde bulundurarak sorumluluklarının gereğini cesaretle yerine getirmek için çaba sarfetmelidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün Dünyanın bu enerjiye gittikçe artan ölçülerle yatırım yaptıklarını yakından takip ediyoruz. Inanın çığ gibi gelişiyor. Dünyada iletişim ve bilgisayar sektöründen sonra en hızlı büyüyen sektörüdür. %61, yıllık büyüme oranı... Bu rakam geçen sene %31’lerdeydi. Afrika’nın Entebe’si bile bizden bu konuda ileride. Siz düşünün artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff6666;"&gt;S- Bu enerji Türkiye’nin hangi bölgelerinde daha verimli kullanılır?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;C-DSC teknolojisi Türkiyemizin her bölgesinde kullanılabilir. Teknoloji buna elverişli, ancak Güneydoğu anadolu, Akdeniz ve Ege bölgelerinde gerçekten çok daha verimli ve ucuz olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff6666;"&gt;S- Türkiye’de bu enerjinin yaygın olarak kullanılacağını düşünüyor musunuz? Beklentileriniz neler, yaygınlaşması için ne kadar bir süre tahmin ediyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C-Güneş fakiri Hollanda, Almanya gibi ülkeler bile bu teknolojiden son derece yaygın olarak yararlanırken, her defasında “Güneşimizin bolluğundan” bahseden bizler neden kullanmıyoruz? Halihazırda sıcak su güneş kollektörlerinde dünya dördüncüsüyüz. Demek güneşten yana bir sıkıntımız yok. Sorun yerli üretimimizin olmaması ve dışarıdan ithal edilecek PV’lerin son derece pahalı olması. Eski teknolojinin “üretim” sıfatıyla ülkemize gelmesiçok zor. 200.000.000.$’lık yatırımlardan bahsediyoruz. Tabi ki irili ufaklı, “montaj” üzerine yatırım yapılabilinir belki, ancak teknolojiyi transfer etmeden 8-10.000.000.$’lık yatırımların (hele eski teknoloji olarak) yapılması, -hammadde sorunu da çözülmemişken- akıllıca olmaz.&lt;br /&gt;Bizim halkımız son derece zeki ve anlayışlıdır. Bakın, İzmir’den Van’a bir çizgi çekin, altında kalan tüm bölgede güneş isitmalı su olmayan bir bina göremezsiniz. Zengin fakir herkes kullanıyor. Elektrikte de aynı olacak, buna inanıyorum. Ucuz ve karlı olunca herkes kullanacak. Sadece ücra köşelerdeki villalar değil. Sonra unutulmaması gereken başka bir nokta var ki o da tarımda sulama... Bu sistemle 2000$ ‘lık yapacağınız yatırım ile tarlanızı açacağınız bir kuyudan veya yakından geçen nehir veya sulama kanalından bedava su çekip tarlanızı sulayabileceksiniz. Elektriğe hiç para ödemeden. Ne kadar süreyle mi? Ömür boyu.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114512910271341416?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114512910271341416/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114512910271341416' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114512910271341416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114512910271341416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/04/dsc-teknolojisi-ile-ilgili-rportaj.html' title='DSC Teknolojisi ile ilgili Röportaj'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114509771650853217</id><published>2006-04-15T13:39:00.000+03:00</published><updated>2006-04-15T14:04:04.330+03:00</updated><title type='text'>İŞTE EN İYİ MESLEKLER!</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Öğrenme yoluyla kazandığımız bilgi ve becerilerin, doğal yeteneklerimizin, potansiyelimizin en verimli şekilde kullanılabilmesi, bizim için en doğru olan meslek alanı ve işin seçilmesiyle mümkün olabilecektir. Bu sayede birey kendini gerçekleştirebilecek yaptığı işi, mesleğini severek yapacaktır. Yapılan meslekten sadece maddi bir kazanç değil kişi çin çok önemli olan psikolojik kazanç elde edilmiş olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konfiçyüs; ”Sevdiğiniz bir işi meslek edinirseniz, hayatta bir gün dahi olsa çalışmış olmazsınız”.&lt;br /&gt;Edison; “Hayatta bir gün bile çalışmadım, hepsi keyiften ibaretti”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyi meslek, bireyin özellik ve koşullarına en uygun olan, onu en çok tatmin edecek ve tüm yeteneklerini kullanarak kendini geliştirebileceği meslektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;MESLEK SEÇİMİ HAYATIMIZDA NELERİ ETKİLER?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kişinin o alanda iş bulma olasılığını etkiler.&lt;br /&gt;• Kişinin başarı ve başarısızlığını etkiler.&lt;br /&gt;• Kişinin işinden hoşlanıp hoşlanmadığını belirler.&lt;br /&gt;• Meslek seçimi hayatın diğer yönlerini de etkiler. (Eşinizin seçimini, yaşadığınız&lt;br /&gt;mekanı vb).&lt;br /&gt;• Bireyin dünya görüşünü ve değer yargılarını belirler.&lt;br /&gt;• Tatil ve dinlenme sürenizi belirler.&lt;br /&gt;• Sağlık durumunuzu etkiler.&lt;br /&gt;• Toplumdaki statünüzü ve rollerinizi belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;REUTERS Haber Ajansı’nda, ABD'de yapılan bir araştırmaya göre ücret, kariyer olanakları, stres, esneklik ve yaratıcılık potansiyeline göre &lt;span style="font-size:180%;"&gt;en iyi ilk 10 meslek&lt;/span&gt; sıralaması şöyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Bilgisayar programcısı.&lt;br /&gt;2- Üniversite hocası.&lt;br /&gt;3- Finansal danışman.&lt;br /&gt;4- İnsan kaynakları uzmanı.&lt;br /&gt;5- Doktor asistanı.&lt;br /&gt;6- Pazar analisti.&lt;br /&gt;7- Bilişim analisti.&lt;br /&gt;8- Emlak eksperi.&lt;br /&gt;9- Eczacı.&lt;br /&gt;10- Psikolog.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114509771650853217?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114509771650853217/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114509771650853217' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114509771650853217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114509771650853217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/04/ite-en-iyi-meslekler.html' title='İŞTE EN İYİ MESLEKLER!'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114474965876713992</id><published>2006-04-11T12:54:00.000+03:00</published><updated>2006-04-11T13:00:59.253+03:00</updated><title type='text'>Müşteri memnuniyeti ve Müşteri Memnuniyeti Anayasası</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Müşteriler iş dünyası için en kıt bulunan kaynaktır. Artan rekabet ve azalan ürün/hizmet farklılıkları dikkatin müşteriye yoğunlaşmasına ve “müşteri merkezlilik” kavramının iş dünyasının yeni felsefesi olmasına yol açmıştır.&lt;br /&gt;Müşteriyi cezbetmenin maliyeti eskileri korumaktan kat kat daha fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteri memnuniyeti araştırmalarının temel amacı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Müşterilerin bağlılık düzeylerini, bağlılıklarını etkileyen faktörleri  keşfetmeyi ve müşteri ilişkilerini geliştirecek bilgiyi üretmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Müşterilerin, ilgili firma/ürün müşterisi olmaktan duydukları memnuniyetlerini / memnuniyetsizliklerini gerekçeleri ile tespit etmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bayilerin,  bayisi oldukları firma ile çalışmaktan duydukları memnuniyeti / memnuniyetsizliği gerekçeleri ile tespit etmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Tüketicilerin, ilgili firma bayisinden memnuniyetlerini / memnuniyetsizliklerini gerekçeleri ile tespit etmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt; Müşterilerinizin memnuniyetini yükseltmeniz için aşağıdaki soruların yanıtlarını bilmeniz gerekir:&lt;br /&gt;Müşterileriniz kimler?&lt;br /&gt;Müşterileriniz ürünlerinizden ne kadar memnunlar?&lt;br /&gt;Müşterilerinizin memnuniyet düzeylerini belirleyen etkenler neler?&lt;br /&gt;Farklı müşteri segmentleri arasında memnuniyet farkılılıkları var mı?&lt;br /&gt;Stratejik kararlarınız müşteri memnuniyetinizi nasıl etkiliyor?&lt;br /&gt;İyileştirme alanları neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık tüm bu bilgilerin ışığında kendinize bir “Müşteri Memnuniyeti Anayasası” oluşturabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;                    Müşteri Memnuniyeti Anayasası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;*Müşteri, bir firma için en önemli varlık sebebidir.&lt;br /&gt;*Müşteri, yeni Müşteri kazandırma ya da kaybettirme ihtimali olan kişidir.&lt;br /&gt;*Müşteri, ihtiyaçları tespit edilerek kendisine her zaman özen gösterilmesi gereken kişidir.&lt;br /&gt;*Müşteri, ürün veya hizmet sattıktan sonra da sürekli memnun edilmesi gereken kişidir.&lt;br /&gt;*Müşteri Memnuniyeti, fark yaratmak, rakiplerin önünde yer almak, büyümek ve kâr etmek için şarttır.&lt;br /&gt;*Tüm Müşteriler, kaliteli hizmet alma hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;* Firma, Müşteri Memnuniyetini oluşturmak ve Müşterilerin "Çalıştığım Firma benim için düşünür, yaratır ve yapar. Kendimi Çalıştığım Firmada güvende hissederim" demesini sağlamakla yükümlüdür.&lt;br /&gt;*Tüm Müşteriler " Firmamızın Müşterisi"dir. Başka  Firmaların Müşterisi olduğu gerekçesiyle Müşterilere sunulacak hizmet kalitesiden taviz verilemez.&lt;br /&gt;*Müşteriyi zamanında bilgilendirmek ve doğru kişiye / kanala yönlendirmek, Müşteri memnuniyetinin birinci koşuludur.&lt;br /&gt;*Tüm Müşteriler, kullandığı ürün ve hizmetle ilgili şikayet etme hakkına sahiptir. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114474965876713992?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114474965876713992/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114474965876713992' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114474965876713992'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114474965876713992'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/04/mteri-memnuniyeti-ve-mteri-memnuniyeti.html' title='Müşteri memnuniyeti ve Müşteri Memnuniyeti Anayasası'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114469999152776268</id><published>2006-04-10T23:10:00.000+03:00</published><updated>2006-04-10T23:13:13.300+03:00</updated><title type='text'>“Ekonomik verilerle vatandaşı uyutuyorlar”</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Ülkemizde uygulanan yanlış kur politikaları nasıl önceki yıllarda büyük krizlerle sonuçlanmışsa bugün gelinen noktada ülkemizi yeni bir krizin eşiğine getirmiştir. Yabancı sermaye çekme adı altında yabancılara yüksek faiz ile yüksek getiri vaat eden hükümetimiz para birimimizin revalüe olmasına ve cari dengenin bozulmasına neden olmuştur. İçeride düşük seviyedeki kurdan kazanç elde etmek isteyen yabancı yatırımcı ve spekülatörler ülkemize sıcak para olarak bilinen kısa vadeli para transferi yapmaktadırlar. Bu para girişi borsayı hareketlendirip, halkımızda bir güven teşkil etmesi ile geciktirilmiş birtakım ihtiyaçlarını gidermek için yastık altında tuttukları paralarını piyasaya sürmelerine ve neticede bir iç talep canlanmasıyla sonuçlanmıştır. Buna ilave olarak senelerdir arzu ettiğimiz tek haneli enflasyon oranının da görülmesi insanları tüketime sevk etmiştir. Ancak bu oranlar tüketicilerin satın alma gücüne yansımadığı gerçeği ile gölgede kalmaktadır.  &lt;br /&gt;Ekonomimizin her ne kadar % 5,5 ortalama ile büyüdüğü söylense de bunun Makro ekonomiye yansıması ve Mikro ekonomiye yansımaması ile KOBİ ve daha küçük işletmelerin iflasının gerçekleşmesi akla büyük balığın küçük balıktan daha önemli olduğu düşüncesinin yerleşmesine neden olmaktadır.   &lt;br /&gt;        &lt;br /&gt;         Gerek daha önceki krizler gerekse 2001 de yaşamış olduğumuz krizlerde,  yanlış kur politikaları ve bankalarımızın uluslararası farklılıklar nedeniyle bankalarımızın döviz kurundaki değişmeye yeterli derecede hazır olmadan uluslararası piyasalardan düşük maliyetle aldıkları kredileri de TL cinsinden yüksek faiz ile kredi olarak vermiştir. Fakat cari işlemler açığının finanse edilemeyecek seviyeye gelmesine ilave olarak %27 ‘lere ulaşmış TEFE enflasyonu ile yabancılar iç piyasamızdan yatırımlarının büyük bir bölümünü çekmiş ve bankalarımız açık pozisyonlarını kapatamayarak ülkemiz büyük bir bankacılık krizi yaşamıştır.&lt;br /&gt;         Bugün gelinen nokta önceki krizlerden farklı değildir. Hükümet cari açık sorununu kısa vadeli yabancı kaynakla gidermeye çalışırken ülkemizde veya dünyada olabilecek politik ve ekonomik olumsuzluklara karşı dış açığı finanse edebilecek yeterince döviz rezervi bulunmamaktadır. TL aşırı değerli olup dolar normal seviyesinin altında seyir etmektedir. Ancak elbet kurda bir düzelme meydana gelecek, o vakit ülkemiz elinde yeterli olmayan rezervlere ilave olarak politik bir takım  istikrarsızlığı da eklersek (İran’nın ABD ve BM ile yaşamış olduğu gerilim ve Kuzey Irak’taki Kürt, Sünni ve Şiilerin çatışmaları) ülkemizin açık olarak bazı güçlerin kontrolü ile ekonomik ve siyasi buhrana sürüklendirildiği gözlenebilir.&lt;br /&gt;                Sonuçta günü kurtarma adı altında yanlış kur politikaları ve özelleştirmeler ile ülkemiz bir çıkmaza sürüklenmektedir. Eğer bazı veriler bugün iyi olarak algılanıyorsa bu yabancıların ülkemizi bir kazanç pazarı olarak kullanmalarından kaynaklanan nakit aktarımlarından kaynaklanmaktadır. Yani ekonomimiz tamamen dış güçlerin arzusu doğrultusunda bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt; Selman Yüce&lt;br /&gt;(Konuk Yazar)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114469999152776268?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114469999152776268/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114469999152776268' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114469999152776268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114469999152776268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/04/ekonomik-verilerle-vatanda-uyutuyorlar.html' title='“Ekonomik verilerle vatandaşı uyutuyorlar”'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114439380027347178</id><published>2006-04-07T10:06:00.000+03:00</published><updated>2006-04-07T10:27:35.930+03:00</updated><title type='text'>ZAMANIN EFENDİSİ OLUN !</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Çoğumuz vaktin su gibi akıp gittiğinden ve onu yeteri kadar etkili kullanamadığımızdan şikayet eder, işleri yetiştiremediğimizi söyler dururuz. Eğer siz de aynı sorunla karşı karşıyaysanız, zamanı etkili kullanabilme üzerine uzmanların verdiği ipuçlarını mutlaka okuyun.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;1.) Kendinize haftalık çalışma tabloları çıkarın. Bu tabloda, işe/ derse ve diğer sosyal aktivitelere ayıracağınız zamanları işaretleyin. Büyük olasılıkla, işe/ derse ne kadar çok zaman ayırabildiğinizi görmek sizi de çok şaşırtacak! Çıkardığınız tablolarda bir günde hangi aktiviteye ne kadar saat ayıracağınızı belirleyin.&lt;br /&gt;2.) Herhangi bir iş yaparken dikkatinizi en fazla ne kadar süre toplayabiliyor olduğunuza karar verin (muhtemelen 30-40 dakika). Kendiniz için haftalık çalışma oturumları ayarlayın ve bu programa sadık kalmaya çalışın.&lt;br /&gt;3.) Unutmayın ki, çalışmak sizin için bir alışkanlık haline gelmeye başladıkça, harcayacağınız efor da azalacak ve çalışmaya başlamak kolaylaşacaktır.&lt;br /&gt;4.) Herkesin bir konsantrasyon limiti vardır. Baştaki yüksek konsantrasyon dönemi sonrası konuya olan odağımız giderek azalmaya başlar. Bu nedenle de, çalışmalarınız sırasında araya küçük dinlenmeler sıkıştırın (10 dakika kadar). Ancak odanızda televizyon gibi dikkatinizi dağıtacak unsurlar barındırmamaya dikkat edin.&lt;br /&gt;5.) Çalışıyor olduğumuz süre içerisinde genelde farklı uğraşlar bulma eğiliminde oluruz (örneğin, televizon izleme, içecek içme). Böyle zamanlarda kendinizi çalışmaya vermeye çalışın ve kendi kendinize bu saati çalışmaya ayırmış olduğunuzu hatırlatın. Farklı uğraşlar için farklı zamanları ayırmış olduğunuzu düşünün. Başlarda yapması zor olsa da, daha sonra bu düzene ayak uyduracaksınızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;www.imedya.com&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;07 Nisan 2006 Cuma &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Haber Kaynağı:Tübitak 2006/04/06&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114439380027347178?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114439380027347178/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114439380027347178' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114439380027347178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114439380027347178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/04/zamanin-efendisi-olun.html' title='ZAMANIN EFENDİSİ OLUN !'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114426181603174941</id><published>2006-04-05T21:25:00.000+03:00</published><updated>2006-04-05T21:32:32.346+03:00</updated><title type='text'>TÜKENMEDEN TÜKETMENİN İPUÇLARI !</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Tüketici Koruma Derneği bilinçli alışveriş için tüketicilere broşürle yol gösteriyor.&lt;br /&gt;Tüketici Koruma Derneği İzmir Şubesi, tüketicileri bilinçlendirme etkinlikleri çerçevesinde alışveriş öncesinde ve sonrasında yapılması gerekenleri anlatan broşürler hazırladı.&lt;br /&gt;Bilinçli tüketici olabilmek için öncelikle başta gıda olmak üzere tüm alışverişlerin öncesinde “ihtiyaçlar listesi” çıkarılması gerekiyor. Hangi mal ya da hizmete ihtiyaç olduğunu belirlemenin bilinçli alışverişin ilk adımı olduğu belirtilen broşürde, “indirimli fiyatların çekiciliğine kapılıp, gereksinim duymayacağınız ya da az kullanacağınız malları satın almayınız” uyarısında bulunuluyor.Broşürde yer alan önerilerden bazıları şunlar: Yorgun ya da hastaysanız alışveriş yapmayın. Kalabalıkta, özellikle hafta sonları alışverişe çıkmayın. tezgahtarın sizinle ilgilenebileceği tenha zamanları tercih edin. mümkünse ay sonları alışverişe çıkın.Markaları karşılaştırın.Pahalı ürün her zaman iyi ürün demek değildir.Özellikle dayanıklı tüketim mallarında TSE damgası, garanti belgesi, kullanım kılavuzu olup olmadığına bakın. Kullanım kılavuzununTürkçe olması yasal bir zorunluluktur.Ambalajsız ürün olmayın. Ambalajın sizin yanınızda satıcı veya servis tarafından açılmasına dikkat edin.İthal ürünlerin üzerinde Türkçe açıklamalı etiket bulunmasına özen gösterin.ALIŞVERİŞ SONRASINDA YAPILACAKLARBilinçli tüketici olmak için yalnızca gerekli ve doğru ürünü almanın yeterli olmadığına işaret edilen broşürde, başta garanti belgelerinin satış sonrasında onaylatılması olmak üzere alışveriş sonrasında yapılması gerekenlere ilişkin de örnekler veriyor: Büyük alışveriş merkezlerinde, alınan ürün fiyatıyla bar kot fiyatını kontrol edin.Satın aldığınız ürünün ayıplı olduğunun anlaşılması halinde 30 gün içinde ürünü aldığınız yere başvurun. Yasada malın değişimi, ödenen bedelin iadesi, tamir ya da ayıp oranında bedel indirimi haklarınız olduğunu unutmayın.Aldığınız ürünün kullanım ve bakım talimatlarını aynen uygulayın.Sorun çıktığında ilgili yerlere bildirin. Kendi olanaklarınızla tamir etmeye veya ettirmeye kalkmayın.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;www.ntvmsnbc.com/news/365571.asp&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114426181603174941?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114426181603174941/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114426181603174941' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114426181603174941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114426181603174941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/04/tkenmeden-tketmenin-ipulari.html' title='TÜKENMEDEN TÜKETMENİN İPUÇLARI !'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114409438771136908</id><published>2006-04-04T22:56:00.000+03:00</published><updated>2006-04-03T23:25:27.366+03:00</updated><title type='text'>Başarılı Bir Teknoloji Planı İçin Atılacak Adımlar...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İş planı gibi, teknoloji planı da, rekabet ve teknoloji konularında hareketli bir pazar ortamının taleplerini karşılayacak biçimde işinizi sürekli biçimde yönlendirecek, yaşayan, canlı bir belgedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İşinizin hedeflerinden hangilerinin teknolojiden yararlanabileceğini belirleyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İş alanınızdaki bilgi gereksinimini araştırın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İşinizin kademelerini tanımlayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İyi bir teknik danışman bulun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bir plan yapın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Satıcıları araştırın ve seçin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Planı uygulayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Performansı izleyin ve sistemin sağlıklı kalmasını sağlayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neye gereksiniminiz olduğunu bir defa belirledikten sonra, belirli teknolojilere göz atarak iş hedeflerinize ulaşmada bunlardan nasıl yararlanabileceğinizi araştırın. Ve şu an bulunduğunuz yer ile gelecekte bulunmak istediğiniz yer arasında ne kadar fark olduğunu belirleyin. İşte bu farkı kapatmak ve hedeflerinize ulaşmak için atılacak adımları teknoloji planının yardımı ile belirleyeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;En iyi teknik danışmanı bulmak&lt;/strong&gt;;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Teknolojiyi işinize başarılı bir şekilde uygulamak için gereken en önemli unsurun teknik danışman olduğunu biliyor muydunuz? Bu nedenle, doğru kişiyi bulmak için sıkı bir araştırma yapmalısınız. Çalışanlarınızı işe alırken nasıl dikkatli oluyorsanız, burada da aynı dikkati göstermelisiniz. Çünkü işinizin başarılı olmasında teknik danışmanınızın önemi büyük olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yeteneklerini ve deneyimini gözden geçirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Daha önce iş yaptığı kişilerle konuşun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bir görüşme yapın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin alanınızdaki kuruluşlarla çalışmış olan ve işinizin nasıl çalıştığını gerçekten anlamak isteyen birini seçin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kaynak: www.microsoft.com&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114409438771136908?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114409438771136908/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114409438771136908' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114409438771136908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114409438771136908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/04/baarl-bir-teknoloji-plan-iin-atlacak.html' title='Başarılı Bir Teknoloji Planı İçin Atılacak Adımlar...'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114392646204376552</id><published>2006-04-03T00:03:00.000+03:00</published><updated>2006-04-03T13:59:25.266+03:00</updated><title type='text'>GİZLİ MÜŞTERİ DENETİM ÇALIŞMALARI!</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Neden son zamanlarda herkes Gizli Müşteri Denetim çalışmalarına ilgi duymaya başladı ?&lt;br /&gt;Müşteri memnuniyeti ve sadakati, iyi hizmetin devamlılığı ile; iyi hizmetin devamlılığı ise, denetimlerle sağlanır. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Firmalar için müşteri memnuniyetini ve sadakatini sağlamak bir maraton gibidir. Çünkü her sektörde kıyasıya bir rekabet var.&lt;br /&gt;Gizli Müşteri Denetim çalışmaları, işletmelerin ve sunulan hizmetlerin, belirlenen kritik kontrol noktalarında mevcut durumunun saptanmasını sağlayan bir araştırma yöntemidir.&lt;br /&gt;Gizli Müşteri denetim programları çok geniş bir alanda kullanılmaktadır;&lt;br /&gt;Her tür perakende ticaret, konaklama tesisleri, restoranlar, emlak ofisleri, banka şubeleri, sigorta acenteleri , benzin istasyonları, eğlence sektörü, seyahat acenteleri, hastaneler, servis istasyonları, devlet daireleri, belediyeler vb.&lt;br /&gt;Gizli Müşteri Denetim kavramı firmaların farklı yaklaşım arayışları sonucunda ortaya çıkmıştır. Firmalar kendilerini “müşteri gözü” ile görerek daha etkili sonuçlar elde edilebileceğini görmüşler ve bunun sonucunda özellikle Amerika’da Gizli Müşteri Denetim Araştırmaları patlama yapmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Gizli Müşteri Denetim araştırmaları ile firma pazardaki konumunu, markasının durumunu görebilmektedir. Firma böylece oluşturmaya çalıştığı sistemin ne derece başarılı olduğunu, ürün ya da hizmetinin müşteri üzerinde nasıl bir izlenim bıraktığını yine müşteri gözüyle görmekte ve bir nevi öz değerlendirme yapmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Düzenli olarak yapılan Gizli Müşteri Denetim Çalışmaları:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;İşletmelerde sorunlu iletişim kanallarının tespitini sağlar.&lt;br /&gt;Kalite sistemine yönelik iyileştirme ve geliştirmeyi temin eder&lt;br /&gt;Müşteri memnuniyetinin sağlanmasına katkıda bulunur&lt;br /&gt;Çalışanların eğitimi ve geliştirilmesi sürecine veri sağlar&lt;br /&gt;Hedeflenen standartlara ne ölçüde ulaşıldığına dair bilgi ambarı oluşturur&lt;br /&gt;Hizmet kalitesinin artırılmasına katkıda bulunur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir müşteri edinmenin maliyeti, halihazırdaki müşteriyi elde tutmanın maliyetinin 10 katıdır. Bu yüzden, rekabetin zorlaştığı zamanımızda şirketlerin müşteri memnuniyetini sürekli kontrol altında tutmaları gün geçtikçe önem kazanmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114392646204376552?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114392646204376552/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114392646204376552' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114392646204376552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114392646204376552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/04/gizli-mteri-denetim-alimalari.html' title='GİZLİ MÜŞTERİ DENETİM ÇALIŞMALARI!'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114381634576052775</id><published>2006-04-01T05:40:00.000+03:00</published><updated>2006-03-31T17:46:14.926+03:00</updated><title type='text'>Doküman yönetiminin ölçülebilir getirileri nelerdir ?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Doküman yönetimi,"kağıtsız ofis" bakış açısı altında, bir kurum veya organizasyon dahilinde oluşturulan ve farklı kullanıcılar tarafından kullanılan değişik tür ve kategorideki tüm dokümanların hayat döngüleri boyunca sistematik olarak elektronik ortamda saklanması ve yönetilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Doküman yönetiminin amacı&lt;/span&gt;, öncelikle yapılandırılmamış bilgilerin ve dokümanların çoklu-kullanıma imkan veren elektronik bir ortamda, tek noktadan, kolay erişilebilir bir biçimde kullanılmasını sağlamaktır. Birikim yönetimi felsefesi altında öncelik, şirket içi iletişim ortamında bilginin en etkin şekilde kullanımına imkan vermek, verimli bir ofis yaratmaktır. Amaç ortak çalışmalarda kullanılan tüm dokümanların kolay bulunur, kolaylıkla güncellenir, hızla erişilerek paylaşılır halde bulunmasıdır. Bununla birlikte birçok kurum basılı kağıdı en yaygın doküman dağıtım aracı olarak kullanmaktadır. Bu noktada verimlilik, dokümanların kağıda basılması, kopyalanması, dosyalanarak arşivlenmesi işlemlerinde harcanan emek, zaman ve masrafların en aza indirgenmesi ile de elde edilmiş olmaktadır. Verimliliği ve etkinliği arttırmanın bir sonraki aşaması, doküman yönetiminin ana iş uygulamaları ile entegrasyonudur. Yapılandırılmış bilgi kümelerinin devreye gireceği bu aşamada, artık bilgi statik bir biçimde birikmenin ötesine geçerek, akan süreçler dahilinde sisteme gireceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Doküman yönetiminin ölçülebilir getirileri nelerdir ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Doküman yönetim sistemlerinin kurumlara olan getirilerini somut olarak göstermek hem kolay hem de zor olmaktadır. Genellikle elektronik olmayan kağıt bazlı dokümanlardan kaynaklandığı düşünülen kayıplar - bilgiye erişim zorlukları - aynı zamanda iyi sınıflandırılmamış ve doğası gereği tekrar eden şekilde tutulan elektronik dokümanlardaki bilgiye erişimde de yaşanabilmektedir. Doküman yönetim sistemi altında yer almayan bu tür dokümanların yarattığı zorluk kağıt dokümanlara nazaran daha büyük olabilmektedir&lt;br /&gt;Doküman yönetimini bünyelerine yerleştirmiş olan kurumların beklenen/elde ettikleri getiriler şu şekilde sıralanmaktadır.&lt;br /&gt;Doküman hazırlama maliyetinin azalması,&lt;br /&gt;Veri tekrarlarının önlenmesi&lt;br /&gt;Dokümanlara erişimin yaygınlaşması ve kolaylaşması&lt;br /&gt;Dokümanların tekrar kullanım olanağı ile yeni doküman yaratma/bilgi türetme maliyetinin düşürülmesi&lt;br /&gt;Kurumsal düzeyde veri ve içerik bütünlüğünde artış, entegrasyon&lt;br /&gt;İçerik açısından doküman kalitesinde artış&lt;br /&gt;Bahsedilen getirilerin kolayca ölçümlenebilmesi olanaksızdır. Doküman yönetim projelerindeki başarıyı ölçebilmek amacı ile proje öncesi kıyaslama (benchmarking) çalışmasına yönelik veri toplanabilir. Böylelikle proje sonrasını değerlendirmek kolaylaşacaktır.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114381634576052775?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114381634576052775/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114381634576052775' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114381634576052775'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114381634576052775'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/04/dokman-ynetiminin-llebilir-getirileri.html' title='Doküman yönetiminin ölçülebilir getirileri nelerdir ?'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114375027697536130</id><published>2006-03-31T23:23:00.000+03:00</published><updated>2006-03-30T23:28:57.950+03:00</updated><title type='text'>BENCHMARKING'in FAYDALARI NELERDİR?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Kıyaslama veya başkalarından öğrenmek anlamları ile ifade edilen benchmarking; bir kuruluşun, kendi sektöründen yada dışından başarılı bir kuruluşu referans alarak performansını mümkün olan tüm şekillerde karşılaştırıp mevcut olan durumdan daha iyisini oluşturmaya çalışmak için geliştirme ve iyileştirme sürecidir ve güçlü bir yönetim aracıdır.&lt;br /&gt;Müşteri memnuniyetinin sürekli devamlılığını sağlayarak, onların beklenti ve isteklerini aşıp uluslar arası pazarda lider olabilmek ve kalıcı rekabet avantajı oluşturmak için mutlak gerekli bir sistemdir.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Bilgi, yaratıcılık, motivasyon ve odaklama Benchmarking hedefidir.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Faydalarında ise&lt;/span&gt;;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;İyileşmeye açık alanlar belirleniyor,&lt;br /&gt;Kurumun her bir noktası ortaya çıkıyor,&lt;br /&gt;Hedef-Sonuç ortaya çıkıyor,&lt;br /&gt;Paylaşım meydana geliyor,&lt;br /&gt;Kurumsallaşmalar sağlanıyor,&lt;br /&gt;Rekabet gücü yükseliyor.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Ülkemizde özellikle son yıllarda görülen küreselleşme çabalarına paralel pazarda rakip ülke ürünleriyle aynı güçte yarışabilmek üzere bilimsel, çalışmalarla birlikte Topyekün Kalite Yönetimi felsefesi doğrultusunda başlamış ve hızla devam etmektedir. Globalleşen dünyamızda, hızlı bilgi teknolojik gelişmeler, bunlarla birlikte meydana gelen yenilikler, yoğun ekonomik ve teknolojik üstünlükleri yansıtır. Dünyamızda bilimsel teknolojik süreçlerle birlikte toplumumuzda sosyal ve ekonomik hayat takip edilemeyecek hızla değişerek gelişmektedir. Bu gelişmeler ve değişimler beraberinde beklentileri ve ihtiyaçları da sürekli olarak değişiklik gösterir. Burada mutluluğu ve buna bağlı olarak toplumun refahı olup, gerçekleştirilmesinde unsur insan faktörüdür. Bu nedenle organizasyon ve tüm çalışanların değişim ayak uydurmaları, başkalarının fikirlerini öğrenme ve uyarlamaya niyetli gerekmektedir. Benchmarking sürecinin uygun bir planlama yapılarak çalışmasıyla uygulanması sürecin kritik başarı faktörleri arasındadır.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114375027697536130?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114375027697536130/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114375027697536130' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114375027697536130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114375027697536130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/03/benchmarkingin-faydalari-nelerdir.html' title='BENCHMARKING&apos;in FAYDALARI NELERDİR?'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114355954829805208</id><published>2006-03-30T06:17:00.000+03:00</published><updated>2006-03-29T20:17:49.753+03:00</updated><title type='text'>İŞE GİRDİĞİNİZİN İLK AYINDA İŞİNİZE SAHİP ÇIKMANIN YOLLARI</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Genellikle işverenler işe aldıkları kişilere bir deneme süresi verirler. Türkiye'de bu süre yaygın olarak bir aydır. Bu bir ayın sonunda kendini kanıtlayan kişiler, işlerinde kalırlar. Bu süre çalışan kişinin iş yeri ortamında kendisini ispatlaması ve iyi bir intiba bırakması açısından da tam bir test süresidir. İlk ayda gelişen ilişkiler, sonrasında çiçek açacak tohumlar gibidir ve günün birinde kariyerinizde bunların meyvesini toplayabilirsiniz. Bu nedenle bir aylık "balayı" süresini iyi değerlendirmeniz şart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İşyerinizdeki insanları tanımaya çalışın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe girdiğiniz ilk iki haftayı özellikle gözleme ayırın. Birlikte çalışacağınız kimseler nasıl insanlar, bunu değerlendirin. Sonra da en azından iş yerinin boyutuna göre üç-dört kişiyle yakınlık kurmaya çalışın. İş yerlerindeki işten çıkarma olaylarının pek çoğunun nedeni iş ortamına uyum sağlayamamaktır. İş yeri kültürünü kavrayın ve işinizi korumak istiyorsanız, buna göre davranın. İş performansınız kadar uyumlu tavırlarınız da kariyerinizin sağlamlaşmasından etkili olacaktır. İyi iş ortaklıkları, takım arkadaşlıkları, uzlaşmacılar olmak elinizdedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Performansınızı nasıl gördüklerini soruşturun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu duruma göre açık açık yöneticinize de sorabilirsiniz. Ama çalışma arkadaşlarınızın izlenimlerini de öğrenmeye çalışın. Performansınızı yetersiz buluyorlarsa, hemen kendinize yeni bir çalışma temposu ayarlayın ve sizden beklenen konumun hakkını verin. Yöneticilerinizin sizi uyarmalarına fırsat vermeyin. Onlardan önce, sorundan siz haberdar olmalısınız. Performansınızı düşük buluyorlarsa, endişe etmeyin, yükselişe geçin. Böylece sizdeki ilerlemeyi artı değer olarak görürler ve sizin iş konusunda istekli ve gayretli olduğunuzu anlarlar. Üstelik işinizi iyi yapma gibi bir endişeniz olması yöneticilerinizi mutlu edecek, size güvenmelerini sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İş yerinde neler yaptığınızı listeleyin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş yerinde neler yaptığınızı kağıda dökün. Bakalım bunlar sizin beklentilerinizi yansıtıyor mu, bakalım bunlar size önerilen konuma uyuyor mu? Eğer sizi işe alma nedenleri o an yaptığınız işlerle uyuşmuyorsa, ortada bir problem vardır. Eğer kapasitenizin altında çalışıyorsanız, bunu ilk ay içinde fark etmeniz şart. Belki de işe alınma nedeniniz ile üzerinize verilen işler birbirinden çok farklı. Bu er geç bir sıkıntı yaratacaktır ve bunu önceen belirleyip ona göre kendinize bir yön çizmek sizin yararınıza olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kendi gelişmiş yönlerinizi ortaya koyan işlere girişin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece yerinizin kolay doldurulamaz olduğunu kanıtlarsınız. İmzanızı atabileceğiniz projeler üretin. Üretkenlikten kaçınmayın, o iş yerine varlığınızla bir şey kattığınızı gösterin. Özellikle müşteri ilişkileri gibi alanlarda çalışıyorsanız, yeni ilişkiler kurun ve şirketinizi yükseltmeye yönelik girişimleriniz olduğunu belirtin. Siz kendi üstün yönlerinizi göstermez, gösteren projelere girişmezseniz, iş yerinde silik kalırsınız ve kimse sizin takdir edilesi özelliklerinizden haberdar olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Takım arkadaşları edinin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkalarıyla uyumlu bir biçimde iyi işler çıkarmaya gayret edin. Kapasitesiyle size yakın olan iş arkadaşlarınızla ortak çalışmalar yapabilirsiniz. Sinerji yaratabilmek de başlı başına bir beceridir. Bu yönünüzü ortaya koyun, paylaşmacı yanınız daha kolay takdir edilmenizi sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Rekabetten kaçınmayın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok hırslı biri olabilirsiniz ama bunu çok açığa çıkarmayın. Hiç hırslı olmayabilirsiniz, bunu da... Dengeli davranın. İş yerindeki rekabetin sinirlerinizi bozmasına izin vermeyin ama ayağınızın kaydırılmasına da seyirci kalmayın. Her işinizi belgeleyebilecek biçimde yapın, ikili tartışmalardan ve söz oyunlarından kaçının. Herşeyden son haberdar olan da siz olmayın. Herşeyi bilen kişiler arasına girin, kısacası radarlarınızı açın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Dengeli bir hayat sürün&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatınızın düzeni doğal olarak çalışma performansınızı etkiler. Yeterli uyku uyumaya, dengeli beslenmeye dikkat edin. Kendinize özen gösterdiğinizi herkes bilsin. Siz kendinize, hayatınıza değer vermezseniz, başkaları hiç vermez. Dinlenmeye, tatil yapmaya zaman ayırın ve her iş gününe taze bir başlangıç yapın.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kaynak:Efeslight.com.tr&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114355954829805208?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114355954829805208/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114355954829805208' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114355954829805208'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114355954829805208'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/03/ie-girdiinizin-ilk-ayinda-iinize-sahip.html' title='İŞE GİRDİĞİNİZİN İLK AYINDA İŞİNİZE SAHİP ÇIKMANIN YOLLARI'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114349316989640086</id><published>2006-03-28T01:59:00.000+03:00</published><updated>2006-03-28T00:07:55.480+03:00</updated><title type='text'>Yeni Bir İşe Başlarken Yapılan En Büyük 7 Hata</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;İşinizin ilk yıllarında gittikçe yükselen bir grafikle bilgileriniz artacaktır.İstediğiniz kadar dikkatli davranın, veya bilimsel yöntemlere başvurun, hatalar mutlaka olacaktır. Bu fikre kendinizi alıştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer açık fikirli olup tecrübenin sesine kulak verirseniz, çok sık rastlanan hatalardan kendinizi sakınabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte size yeni işletmelerde en sık yapılan yedi hata ve bu hatalara düşmemenin yolları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hata 1 : Karanlıkta iz sürmeyin. Girişimcilerin başarılı olmak için tutkulu olmaları gerektiğini duymuşsunuzdur. Tamam, coşkulu olmak iyidir. Ama bayrağı en yükseğe taşımayabilmek için, yüksek enerjiden daha fazlasına ihtiyacınız olacak. Yani bir plana.&lt;br /&gt;Sağlam bir iş modelinde olduğu gibi, pazarınızı, hedef kitlenizi, rakiplerinizi ve benzeri temel konuları araştırmak için geniş bir zaman ayırmalısınız. Şu çok basit ama aldatıcı soruya cevap vermeye odaklanın: Nasıl para kazanacaksınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ders: Plansız, güne başlamayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hata 2: Satmanın yolu ucuzlatmak değildir. Bir çocuktan gerçek bir elmas ve 12 taklit arasından birisini seçmesini isteyin. Her defasında taklitlere yönelecektir. Yeni iş kuranlar da aynen böyledir. Kalitedense sürüme önem vererek, bir hataya düşerler. Zannederler ki ucuz fiyat, satışları patlatacak ve dolar milyoneri olacaklar. Ama bu işler öyle yürümüyor.&lt;br /&gt;Daha çok bayanlara yönelik bir kılavuz kitap olan “Bags to riches (beş parasızlıktan zenginliğe)” kitabının yazarı Linda Hollander&lt;br /&gt;"Yeni girişimciler, pazara girerken fiyatları çok düşürmeleriyle bilinirler. Bu durum, onları sürekli para sıkıntısı çeker bir duruma düşürür. Talep çok fazla dahi olsa, hep sıkıntılıdırlar. Mutlu değildirler, çünkü satışlardan yeterince kar elde edemezler."&lt;br /&gt;Ürünlerin fiyatını belirlerken, biraz matematik yapın. Sabit ve değişken maliyetleri hesaplayın. Piyasayı araştırın. Rekabetçi fiyat noktalarını belirleyin. Sizi rakiplerinizden farklı kılacak, kendinize özgü bir fiyat politikası geliştirin. Kar marjınızı cebinizi dolduracak ve işinizi durdurmayacak şekilde belirleyin.&lt;br /&gt;Ders: Sahtesinin fiyatına, gerçek elmas satmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hata 3: Bir işe, sadece heyecan verici olduğu için başlamak. Girişimciler çok değişik şekillerde karşımıza çıkarlar; hayalperestler, risk sevenler, heyecan arayanlar gibi. Bu tipler detaylara boğuldukça heyecanlarını kaybederler. Oyuna geri dönmek ve heyecana tekrar ortak olmak için sık sık krize girerler.&lt;br /&gt;"Drive a Modest Car &amp;amp; 16 Other Keys to Small Business Success.(Gösterişsiz bir araba kullanın! Küçük ölçekli işletmelerin başarıya ulaşma yolunda kullanacakları 16 altın anahtar)" kitabının yazarı Ralp Warner, "Girişimcinin heyecanını kaybetmesi, sağlıklı gibi görünen pek çok küçük ölçekli işletmenin gizli katili olmakta." dedi. İş kurmanın amacı para kazanmaktır. Eğer hayattan sadece yüksek yerlerden atlayarak keyif alıyorsanız, gidin bungee jumping yapın.&lt;br /&gt;Ders: Heyecan aramak için bir işe başlamayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hata 4: Pazarlamadan anlamamak. Yeni işletmeler nadiren pazarlama faaliyetlerine bütçe ayırırlar. Çünkü patronlar pazarlama faaliyetlerinin gereksiz bir harcama olduğuna inanırlar. Daha da kötüsü pazarlama ile satışı aynı kefeye koyarlar.&lt;br /&gt;Ünlü bir reklam ajansı sahibi, "Pazarlama bugünün değil yarının satışlarını arttırmaktır. Bugünün satışları satıcıların işidir. Pazarlama olmaksızın üretimden doğruca satışa geçemezsiniz." diyor.&lt;br /&gt;Bu hataya düşmenin başlıca sebebi satış döngüsü konusunda tecrübe eksikliğidir. Girişimcilerin ilk işe aldıkları kişiler satıcılardır. Aslında yapılması gereken ilk iş bordrolu veya kontratlı bir pazarlama uzmanından yardım almak olmalıdır. Ancak bu aşamadan sonra satış gücüne ihtiyaç olacaktır.&lt;br /&gt;Ders: Mesajınızı vermeden satış kapatmaya uğraşmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hata 5: Patron değil arkadaş olmak. İş hayata geçince, herkes haftanın yedi günü en az üç dört çeşit işle uğraşmaya başlar. Böyle bir ortamda, insanları rütbelendirmek veya yönetim prosedürlerini düşünmek için çok az sebep vardır.&lt;br /&gt;"Six Sigma Simplified Training." Kitabının yazarı Jay Arthur " İnsanlar yeni bir işe başladığında, süreçler ihtiyaç oldukça veya tesadüfi sebeplerle oluşturulur. Büyüme esnasında ortaya çıkan problemler ya deneme yanılma yöntemiyle ya da birilerinin insiyatifi ile çözülür. Ama öyle bir an gelirki bu iki metodunda işe yaramadığı karışıklıkta problemlerle karşılaşılır." dedi.&lt;br /&gt;İş sizin. Beklentileri belirlemek, prosedürleri geliştirmek veya bunları yapması için birilerini görevlendirmek sizin sorumluluğunuz.&lt;br /&gt;Performans ölçümü, işe alım ve işten çıkarma, mazeret ve yıllık izinler, maaş ve primler ve benzeri politikaları tanımlamaksızın, daha tüyü bitmemiş şirketiniz her an yasal problemlerle ve motivasyon sorunlarıyla karşı karşıya kalabilir. Nihayetinde işiniz zorlaşacaktır. Bir şirket içi kurallar kitapçığı tek sayfalık bir not kadar basit olabilir.&lt;br /&gt;Ders: Otoriteden ödün vermeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hata 6: Sermayenizi boşa harcamayın. Başlangıçta, deneyimsiz patronlar tipik olarak çok gereksiz harcamalar yapar. Gereğinden fazla lüks mobilya ve teknoloji satın alırlar. İhtiyaç olduğundan daha fazla uzmanı işe alırlar. Ayrıca, işe yeni başlayanların sadece birkaç müşterinin ödemelerini zamanında yapacağından haberi yoktur. Acil satışlarda bile tahsilatlar gecikir.&lt;br /&gt;Ders: Naktinizi akıllıca yönetin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hata 7: Sizi sevenleri unutmayın. Yeni işletmeler başlangıçta haftada 80-100 saat çalışmayı gerektirir ve çok ciddi desteğe ihtiyaç duyarlar.&lt;br /&gt;Bu yük sadece sizin sırtınızda olmamalı. İAileniz ve yakın çevrenizden de sürekli destek görmelisiniz. Ayırdığınız zaman ve harcadığınız paranın aynı zamanda aileniz ve yakın çevrenizin de faydasına olduğundan emin olun.&lt;br /&gt;Ders: Yeni bir işe atılmanın hayat boyu sürecek pişmanlıklara neden olmasına izin vermeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta bunun gibi daha birçok hata yapılabilir, çünkü yeni iş sahipleri inatla herşeyi kendileri yapmaya çalışırlar. Bunun yerine, en iyi yapabidiğiniz işleri yapın, yapamadıklarınızı işin uzmanlarını havale edin. Herşeye rağmen hata yapmaktan kaçamıyorsanız da, çok eski bir sözü aklınızdan çıkarmayın: “Hatalarınızdan ders çıkarmayı bilin”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kaynak: www. microsoft.com&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114349316989640086?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114349316989640086/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114349316989640086' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114349316989640086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114349316989640086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/03/yeni-bir-ie-balarken-yaplan-en-byk-7.html' title='Yeni Bir İşe Başlarken Yapılan En Büyük 7 Hata'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114347075129075229</id><published>2006-03-27T17:40:00.000+03:00</published><updated>2006-03-27T17:45:54.413+03:00</updated><title type='text'>YÖNETİCİLERE SORUN ÇÖZME TEKNİKLERİ</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Çapraz Düşünme Tekniği nasıl çalışıyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Siz de “Kalıpların dışına çıkamıyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Körleşmişiz.” diyenlerden misiniz? &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Yöneticilerin en çok şikayet ettiği noktalardan biridir bu. Aslında, belli bir konuda sıkıştığınızda, aklınıza yeni bir şey gelmez olduğunda, kendi uzmanlığınızın, işinizin kalıplarından başka bir şey düşünemez olduğunuzda kullanabileceğiniz garantili bir teknik var.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu tekniğin adı “Çapraz Düşünme”. .&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratıcı düşünme teknikleri, bizleri içinde bulunduğumuz düşünme kalıplarından kurtarabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çapraz Düşünme Tekniği, gerçekten basit, herkesin bir kağıt ve kalem, hatta bazılarının kağıt ve kalem olmaksızın kullanabileceği bir teknik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çapraz Düşünme Tekniği de insana hiç akla gelmedik soruları sordurma konusunda uzmanlaşmış bir teknik. Çapraz Düşünme Tekniği nasıl çalışıyor? Basit bir sistemi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Çapraz Düşünme Tekniği&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1. Önce sorununuzu en basit şekilde tarif ediyorsunuz.&lt;br /&gt;2. İkinci aşamada bir nesne, olgu, bilgi, insan, kişi ya da çevrenizde gördüğünüz herhangi bir şeyi seçiyorsunuz. Ama bir tek şey. Örneğin “Perde” kelimesini seçiyorsunuz.&lt;br /&gt;3. Sonra seçtiğiniz şeyin özelliklerini bir kağıda yazmaya başlıyorsunuz.&lt;br /&gt;4. Daha sonra da seçtiğiniz nesnenin not aldığınız özellikleriyle kendi sorununuz arasında sorular sorarak bağlantı kurmaya çalışıyorsunuz.&lt;br /&gt;5. İşe yarayacak gibi olanları not alıp uygulama planı yapıyor ve uygulamaya geçiyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;www.imedya.com&lt;br /&gt;27 Mart 2006 Pazartesi Haber Kaynağı:Sıra Dışı Yaşam Becerileri/Melih Arat&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114347075129075229?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114347075129075229/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114347075129075229' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114347075129075229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114347075129075229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/03/yneticilere-sorun-zme-teknikleri.html' title='YÖNETİCİLERE SORUN ÇÖZME TEKNİKLERİ'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114335976601896999</id><published>2006-03-26T10:24:00.000+03:00</published><updated>2006-03-26T13:01:40.896+03:00</updated><title type='text'>Artık Elektriğinizi Kendiniz Üreteceksiniz</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/1600/8225cover2_solarcell.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/320/8225cover2_solarcell.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Not:Uzmanlar konu ile ilgilenenlere Ankara'da bir seminer düzenliyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Yer:Türkiye Kalkınma Bankası&lt;br /&gt;Tarih:4 Nisan 2006&lt;br /&gt;İrtibat:nesli@nesli.com.tr &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;color:#990000;"&gt;*Seminere katılım ücretsizdir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Artık Elektriğinizi Kendiniz Üreteceksiniz!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;TÜRKİYE DYESOL ANLAŞMASINI ONAYLADI !&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dyesol ile Türkiye’deki NESLI Şirketi arasında ön mutabakat anlaşması imzalandı. Bundan sonra Dyesol, NESLI Şirketi için Türkiye’deki Fizibilite Çalışmalarının 1. Aşamasını yerine getirecek. Söz konusu fizibilite çalışmasında, Türkiye’de bir DSC (Dye Solar Cell – Güneş Boya Pili) üretim tesisi kurulmasının yolları araştırılacak. Bu konuda olumlu bir rapor çıkması durumunda, Türkiye’de Dyesol Teknolojisiyle üretim yapacak anahtar teslimi bir tesis inşası için Proje oluşturulma aşamasına geçilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişen dünya şartlarında, artan nüfus ile birlikte, enerji temini zorlaşmakta aynı oranda ekonomiyi de zorlamaktadır. Gelişmiş ülkeler geleceğe yönelik fosil ve nükleer kaynaklı enerji üretim projelerinden vazgeçerek yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmişlerdir.&lt;br /&gt;Dünya da her konuda olduğu gibi enerjide de merkeziyetçilikten, bireyselliğe yönelim vardır. Her ev, kendi enerjisini çatısına kurduğu solar hücre panelleriyle karşılayabilir.Böylece iletim ve enerjiyi taşıma maliyetleri ve kayıpları ortadan kalkar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda piyasada bulunanlardan ayrılan, tamamen farklı bir teknoloji (yapay fotosentez) kullanan fotoelectrochemical sistemi tabanlı DSC (güneşe duyarlı boya hücreleri titanum dioxide) teknolojisidir. Önemi, kalın ve pahalı olan Silikon Wafer sisteminin yerini alacak nanoteknolojisinin gelişmesi üzerinedir. Amaç, halihazırdaki üretim maliyetlerini 30% ların da altına çekecek teknolojik çozümler sağlamaktır.&lt;br /&gt;DSC teknolojisi, alışılageldik camlı güneş enerjisi teknolojisinin yerine Güneş Boya Pilleri kullanarak her binayı kendi elektriğini üretebilen bir santrale dönüştürecek bir potansiyele sahiptir. Cam paneller tasarımcıların arzularına uygun olarak farklı renklerden yapılabilmektedir ve sıradan camların yerine bunların kullanılması ile geleneksel güneş panellerinden alınandan çok daha rantabl sonuçlar alınabilmektedir. Bunlar düşük ışık koşullarında bile, gün boyunca verimli bir şekilde elektrik üretebilmekte ve parlak güneş ışınlarının direkt olarak gelmesine ihtiyaç duymamaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name="tw4winUpto"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/1600/Melrose_Tower_Solar.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="291" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/320/Melrose_Tower_Solar.jpg" width="195" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;3. jenerasyon yüksek teknolojilerle bu sürekli ve temiz enerji, neredeyse “bedava”dan da ucuza gelir olmuştur. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PV’ler ürettikleri elektriğin enerjisini güneşten aldıkları için “yakıtı” bedavadır.&lt;br /&gt;PV sistemler genelde kullanılacakları yere konumlandırılırlar böylece, dağıtım hatları,&lt;br /&gt;diğer teknolojilerdeki gibi pahalı değildir.&lt;br /&gt;PV sistemlerin, transformer masrafları da yoktur yani önceden ihtiyaç fazlasını üretip&lt;br /&gt;sonra da hatların üzerine basarak güç düşürme masrafları da yoktur.&lt;br /&gt;Az kablo demek düşük maliyet demektir.&lt;br /&gt;Kısa sürede kurulum, dağıtım masrafları olmayan, bürokrasisi az, özellikle kalabalık&lt;br /&gt;kentlerde PV’ler, geri dönüşüm maliyetlerini fazlasıyla karşılar ve karlı olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Kullanım Ekonomisi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/1600/Melrose_Tower_Solar.0.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Elektrik şebeke hattı bulunmayan yerlerde, PV ile elektrik üretimi, bilinen en akılcı ve fiyat uygunu olan yollardan birisidir. Örneğin dizel jeneratörlerle karşılaştırıldığında, kurulum maliyetini ilk 2-3 senede karşılar ve en az garanti süresi olan 25 yıl, çok az bakım maliyetleriyle bedava elektrik üretir. Solar hücre’lerin ömrü ortalama insan ömrü kadardır.&lt;br /&gt;Şebekeye bağlı yerlerde solar hücre elektrik üretimi oldukça göreceli bir sorudur. Birim kWh üretim başına, enerji üretim maliyeti, santralin büyüklüğüne ve diğer bazı teknik şartlara göre değişmekle birlikte Rüzgar için 4-6 cent, Hidroelektrik için 2-6 cent, Doğalgaz için 3-5 cent, Petrol için 5-8 cent civarındadır. Bu değer, Silikon teknoloji ürünü PV’ler için 15-25 cent tir. Ancak son teknolojik gelişmeler sonucunda, III. Jenerasyon organik boyar hücrelerle bu fiyatlar 9-16 cent’e düşmüştür.) İlk başta bu fiyatın yüksek görünmesiyle birlikte, dikkat edilmesi gereken çok önemli bazı noktalar vardır;&lt;br /&gt;Bu fiyat ile elektriğin merkezi santrallerden son kullanıcıya ulaşması için taşıma ilk yatırım maliyetleri, kayıpları ve kaçakları yoktur. Çünkü elektrik üretildiği yerde tüketilmektedir. Herhangi bir bölgede enerji şu anda yeterli de olsa, elektrik ihtiyacı arttığında yeni ilaveler ve hatlar gerekmektedir. Bu masraflar PV sistemlerinde yoktur. Bugün güneydoğu ve doğu Anadolu’da kaçak elektrik kullanımı belki de dünya da en büyük orana sahiptir. Sadece güneydoğu ya da doğu bölgeleri değil Bugün İstanbul’da bile kaçak kullanım, ileri boyutta olmasına rağmen PV sisteminde kaçak yoktur. Yine, iletim hatlarının oluşturduğu teknik iletim kayıpları PV sisteminde yoktur.&lt;br /&gt;Bu maliyetler üst üste konduğunda aradaki fiyat farkı çok azalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki fiyatlandırmalar sadece maddi rakamların üst üste konulmasıdır. Ancak maddi fiyatlandırmadan başka birde toplumsal maliyetler vardır. Toplumsal maliyetler kavramı bundan sonra oldukça sık duyacağımız bir konudur. Taşıma ve dağıtım masrafları hariç en iyi şartlarla 4 cent/kWh değeriyle enerji üretip, elektrik üreten santralin yanı başında bulunan insanların hayatından çalmak, veya kanser olan insanların tedavi masraflarını ya da tedavi olamazlarsa geride bıraktıklarının acılarının maddi karşılığını bulabilmek çok zor. Ekolojiyi bozmanın bedeli çok ağır olacaktır. Bir araştırmaya göre 10 yıl sonra ve devam eden yıllarda, dünya bu şekilde çevre kirliliğine devam ederse, 2010 yılına sadece bu kirliliğin temizlenebilmesi için yılda 305 milyar dolar para harcanması gerekecektir. Böyle giderse 4 cente üretilen elektrik birim maliyeti, Dünyaya kaba hesapla 58 cente mal olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işin etik ve muhtemel değeri bir yana, bugün İstanbul’da yaklaşık günlük 10 kWh elektrik tüketen bir konut, birim kWh başına 15 cent ödemektedir. Muğla Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şener Oktik tarafından yapılan bir çalışmada, Muğla üniversitesinin çatısının henüz pahalı ve yerli üretimi olmayan silikon solar cell kaplanmasıyla bile elektrik birim kWh maliyeti18 cent civarına mal olduğu belirtilmiştir.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name="G4"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/1600/ag2.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="210" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/320/ag2.jpg" width="114" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ancak Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Ege bölgelerinde bizim üretimini planladığımız DSC Teknolojisiyle bu maliyet 8-10 cente hatta daha da aşağılara çekilebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name="G5"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Türkiye de henüz uygulamaya sokulmamış, ancak gelişmiş ülkelerin hemen hemen çoğunda uygulamaya sokulmuş olan şebekeye bağlı PV panel sisteminde güneşten ürettiğiniz elektriği Şebekeye satar, ihtiyacınız olan elektriği şebekeden satın alırsınız.&lt;br /&gt;Ancak şebekeye bağlı olmayan sistemlerde üretilen enerji depolayacak akü sistemine ihtiyacımız vardır. Bu şekilde gündüz üretilen enerji fazlası, akülere depolanır ve güneşin yetersiz olduğu zamanlarda kullanılır. solar cell sistemi hiç güneş olmadan, ihtiyacımız olan elektriği 6-7 gün boyunca karşılayabilecek kapasitede dizayn edilir. Bu şekilde hiçbir zaman enerjisiz kalmayız.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name="G6"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Bugünkü Türkiye şartlarında şebekeye bağlı PV sistemleri uygulamaları idari açıdan mümkün olamamaktadır. Dolayısıyla solar cell’lerden üretilen ihtiyaç fazlası enerjinin maddi karşılığı bulunmamaktadır. Ancak kısa dönemde bu&lt;br /&gt;konuda hatırı sayılır gelişmeler olacağı anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistemin, elektrik şebekesi ulaşmayan bölgelerde, dizel jeneratörlere göre çok büyük maddi avantajları vardır. Dizel jeneratörlerin, bakım ve yakıt masrafları, solar cell sisteminde yoktur. Dizel jeneratörlerin 2-3 senelik maddi yakıt, yakıt taşıma ve bakım masrafları toplamı, çok az bakım masrafı olan solar cell ilk yatırım maliyetleri ile karşılaştırıldığında aynıdır. Dolayısıyla, çok kısa sürede solar cell sistemi kendini amorti eder, ve ömür boyu bedava elektrik üretir. Sistem modülerdir. İstenildiği zaman güç artımı yapılabilir, istenildiği yere taşınabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Kullanım Alanları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GSM santralleri, radyo ve TVistasyonları&lt;br /&gt;Askeri amaçlı enerji gereksinimleri&lt;br /&gt;Yatlar, deniz fenerleri&lt;br /&gt;Billboard aydınlatılması&lt;br /&gt;Sokak ve otobüs duraklarının&lt;br /&gt;aydınlatılması&lt;br /&gt;Park ve bahçe aydınlatmaları&lt;br /&gt;Çiftlik evleri&lt;br /&gt;Villalar, konutlar, siteler&lt;br /&gt;Orman gözetleme kuleleri&lt;br /&gt;Tüm turistik işletmeler&lt;br /&gt;Karayolları işaretleri aydınlatma&lt;br /&gt;Otoyolların aydınlatılmaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Kârlılık&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Bugün 100 m2 bir evin elektrik ihtiyacı tesis edilmiş elektrikli cihazlara göre günlük ortalama 4-8 kWh iken, PV panelleri ile 2.000 –20.000 kWh e kadar enerji ihtiyacı olan fuar merkezleri ve köylerin enerji ihtiyacı karşılanabilmektedir. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name="G9"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Şebeke olmayan yerlerde büyük maddi kazançlarınız olur. Aşağıdaki kazançların hepsine ayrıca sahip olursunuz.&lt;br /&gt;Şebekeye bağlı yerlerdeyse;&lt;br /&gt;Elektrik şebekesinden bağımsızlığını ilan edersiniz. &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/1600/SolarPanel.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/320/SolarPanel.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dünyaya ve teknolojiye bağımlılığınızı ifade edersiniz.&lt;br /&gt;Çevreye verdiğiniz değeri gösterirsiniz, örnek olursunuz. Kurduğunuz bu sistemle senede 2 kWp güneş enerjisi sistemi ile, konvansiyonal yakıtlara göre 5.000 kg sera gazı emisyonu atmosfere salmadığınız için dünyanın saygısını kazanırsınız.&lt;br /&gt;Türkiye de en kısa sürede geçmek zorunda olduğu şebekeye bağlı solar cell sistemi uygulamalarının öncüsü olursunuz.&lt;br /&gt;Bir kez yatırım yapıp, ömür boyu elektrik faturası ödemezsiniz.&lt;br /&gt;Gayrimenkulunuz bedava elektrik enerjisi ile değer kazanır.&lt;br /&gt;Ömür boyu elektriğiniz kesilmez.&lt;br /&gt;Sessizliği ile gürültüden uzak durursunuz.&lt;br /&gt;Modüler özelliğiyle başka bir yere taşındığınızda, enerjinizi de yanınızda taşırsınız.&lt;br /&gt;Enerji ihtiyacınız arttığında az bir yatırımla sistemi genişletebilirsiniz.&lt;br /&gt;Projelendirme&lt;br /&gt;PV stemlerinin projelendirilmesi ihtisas gerektiren bir konudur.. Sistem oldukça basittir. Ancak bazı temelleri kavramak gerekir.&lt;br /&gt;Dünya yüzeyine düşen güneş enerjisi , güneşin en tepede olduğu zamanda, bulutsuz temiz bir günde ve 25 C sıcaklıkta 1.000 Wpeak /m2 olarak ölçülmüştür. Dünya yüzeyine düşen bu enerjinin, kullanılabilir elektrik enerjisine dönüştürülmesi, solar cell panelleri ile mümkündür. Verimleri bugünkü teknoloji ile % 10-15 civarındadır. Dolayısıyla 1 m2 alandan yaklaşık yukarıda belirtilen şartlar doğrultusunda 100-150 Wpeak üretmek mümkündür.&lt;br /&gt;Güneşte nükleer patlamalarla açığa çıkan enerji, yaklaşık 150.000.000 km kat ederek kesintisiz olarak dünyaya ulaşmaktadır. Uydulardan yapılan ölçümlere göre atmosferin dış yüzeyine gelen güneş enerjisinin 1373 Watt/m2 olduğu bilinmektedir. Bu enerji, atmosferden geçerken bir miktar zayıflar ve yeryüzüne ulaşır. Atmosfere giriş açısına bağlı olarak zayıflama miktarları değişik olmaktadır. Örneğin en az zayıflama, ışığın atmosfere dik olarak girdiği durumda meydana gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/1600/building080605.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="234" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/320/building080605.jpg" width="182" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Teknoloji&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çok genel olarak basitce çalışma prensibi şöyledir;&lt;br /&gt;Solar Hücre, birisi pozitif ve diğeri negatif iki ayrı katmandan oluşur. Atom yapısında bir fazla elektron olan üst katmanın fazla elektronu, güneş ışınlarının fotonlarıyla uyarılması sonucu, alt katmanda atom yapısı bir elektron eksik katmana doğru hareket eğilimi gösterir. İşte bu üst katmandan alt katmana doğru akan elektronlar uygun devrelerle toplandığında Elektrik akımı oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114335976601896999?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114335976601896999/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114335976601896999' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114335976601896999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114335976601896999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/03/artk-elektriinizi-kendiniz.html' title='Artık Elektriğinizi Kendiniz Üreteceksiniz'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114276717512805398</id><published>2006-03-19T13:10:00.000+02:00</published><updated>2006-03-19T13:19:35.830+02:00</updated><title type='text'>FAKTORİNG</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Faktoring (Factoring), her türlü mal ve hizmet satışlarınızdan doğan, fatura veya fatura yerine geçen belgelere dayalı, vadeli alacakların devredilmesi karşılığında finansman ve tahsilat hizmetlerinin sunulmasıdır.&lt;br /&gt;Bu anlamda Faktoring, bir "alacak ve nakit akışı yönetimi" sürecidir. Kısaca " Faktoring Nedir? " sorusuna şu cevabı verebiliriz: Faktoring sistemi, vadeli alacaklarınıza hareket ve likitide (para veya nakde dönüşebilme gücü) kazandıran ve bir işletmenin en büyük gereksinimlerinden olan "sıcak para" girişini sağlayan en önemli yöntemlerden biridir. Faktoring kuruluşları ile yaptığınız sözleşmeler ile alacaklarınız güvenli ve etkili bir tahsilat ve nakit akışı yöntemine kavuşur.&lt;br /&gt;Faktoring işlemleri, hızlı finansman yükümlülüklerinizi yerine getirmenizi ve işinizde başarılı bir büyüme için fonlama sağlar. Eğer nakit sıkışıklığı varsa işi büyütmek zordur. Faktoring satışlarınızı nakde dönüştürür, sağlıklı büyüme imkanı sağlar. Faktoring hizmetleri bu noktada, ekonomik büyüme evresindeki tüm irili ufaklı işletme, vadeli iş yapan tüm girişimci ve firmalar için etkin bir finansal seçenektir.&lt;br /&gt;Faktoring'in ,finansman, garanti ve tahsilat olmak üzere üç hizmet türü vardır. Firma ile yapılan anlaşmaya göre üç hizmetten ya da birinden yararlanılabilir. Finansman vadeli alacakların belli bir oranının ön ödeme olarak müşteriye ödenmesi, garanti alıcı firmanın ödeme güçlüğüne düşmesi durumunda, sözkonusu alacağın garanti edilmesi, tahsilat ise alacakların yönetimi, tahsilat ve takibinin yapılarak müşteriye raporlanması şeklinde özetlenebilir.&lt;br /&gt;Temel olarak iki tür maliyet vardır, faktoring komisyonu ve faktoring ücretidir. Faktoring ücreti finansman hizmetinden yararlanılması durumunda sözkonusu olur. Komisyon ise temlik alınan alacaklar üzerinden hesaplanan ve işlem hacmine, alacağın vadesine göre değişen bir maliyettir.&lt;br /&gt;Genel olarak yatırım malları, kolay bozulabilen ürünler ve grup içi satışlardan doğan alacaklar faktoringe uygun değildir.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114276717512805398?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114276717512805398/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114276717512805398' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114276717512805398'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114276717512805398'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/03/faktoring.html' title='FAKTORİNG'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114254157707776673</id><published>2006-03-17T22:26:00.000+02:00</published><updated>2006-03-16T22:59:28.690+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Chip &amp; PIN Nedir?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;chip&amp;amp;PIN, kredi kartı kopyalama ve kayıp/çalıntı risklerini büyük ölçüde azaltan yeni bir ödeme yöntemidir. Bu yöntemde kredi kartının üzerindeki çip, kartın kopyalanma riskini azaltır. 4 rakamlı şifre (PIN) ise, kartın kaybolması veya çalınması durumunda, başkaları tarafından kullanılmasını büyük ölçüde engeller.&lt;br /&gt;Chip&amp;PIN yöntemiyle kredi kartıyla alışverişte daha da güvenli bir dönem başlıyor. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Dünyada chip&amp;amp;PIN uygulaması ilk kez İngiltere’de gerçekleştirildi. Uygulamayla birlikte, Avrupa’daki kart sahteciliğinin neredeyse yarısının gerçekleştirildiği bu ülkede yaşanan maddi kayıplar önemli ölçüde azaldı.&lt;br /&gt;Kart bilgilerinin güvenliği, EMV uyumlu çipli kartlar ve bu kartlara uyumlu POS cihazları sayesinde artırılmaktadır. EMV, Europay-MasterCard ve Visa tarafından geliştirilmiş ve çip kart teknolojileri aracılığıyla, küresel ödemeler yapısında işlerliğinin sağlanmasına yönelik kuralları içeren uluslararası bir sertifikasyon programıdır.&lt;br /&gt;Türkiye, sayısı 1.000.000’a yaklaşan EMV uyumlu terminal tabanıyla Avrupa’daki en gelişmiş EMV altyapısına sahip ülkedir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;chip&amp;amp;PIN nasıl işliyor?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Ödeme yaparken, satış görevlisi Çipli Kart'ınızı POS cihazı üzerindeki çip okuyucuya yerleştirecektir.&lt;br /&gt;Şifreniz aktif ise, çip okuyucu, sizden POS veya şifre giriş cihazına şifrenizi (PIN) girmenizi isteyecektir.&lt;br /&gt;Alışveriş tutarınızı kontrol ettikten sonra, şifrenizi girin ve ödemenizi onaylamak için “Giriş/Enter” tuşuna basın.&lt;br /&gt;Şifreniz size özel olduğu için ekranda görünmez. Onun yerine, her rakamı simgeleyen yıldızlar görünecektir.&lt;br /&gt;Eğer şifrenizi girerken bir hata yaparsanız “Sil/Clear” tuşuna basın ve şifrenizi tekrar girin.&lt;br /&gt;Ekran sizi, ödeme işleminin gerçekleştiğine dair bilgilendirecektir. Ödeme onayından sonra, POS makinesi size satış belgesi verecektir. Son onay için satış belgesini de imzalamanız gerekmektedir.&lt;br /&gt;Şifrenizi (PIN) satış görevlileri de dahil olmak üzere kimseye söylemeyin ve göstermeyin. Kuşku duyduğunuz durumlarda şifrenizi değiştirin!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114254157707776673?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114254157707776673/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114254157707776673' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114254157707776673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114254157707776673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/03/chip-pin-nasl-iliyor-deme-yaparken-sat.html' title=''/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114242231289285987</id><published>2006-03-15T13:31:00.000+02:00</published><updated>2006-03-15T13:31:53.136+02:00</updated><title type='text'>Borsa Nelerden Etkilenir?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;İMKB endeksleri ve işlem gören hisse senetlerinin fiyatları, diğer dünya borsalarında olduğu gibi başlıca üç etmenden etkilenirler; dünya ekonomisinin durumu ve gidişatı, yerel (Türkiye'nin) ekonominin durumu ve gidişatı ve sektör/firmanın durumu ve performansı.&lt;br /&gt;Global Ekonomi'deki herhangi bir gelişme tüm ülke ekonomilerini az veya çok etkileyeceği gibi, o ülkedeki ilgili veya tüm firmaları da dolaylı veya dolaysız olarak etkiliyecektir.&lt;br /&gt;Örnek 1: Şirketimizin Petkim'den hammadde olarak herhangi bir petrokimya ürününü aldığını (girdimiz) ve bunun az veya çok nihai ürünümüzde (çıktımız) bir ağırlığının olduğunu düşünelim. Dünya petrokimya piyasalarında oluşabilecek herhangi bir nedenden dolayı bir dalgalanma, Petkimin maliyetini değiştirecektir. Bu değişikliği de Petkim bizim alış fiyatımıza yansıtacaktır. Sonuçta, biz de bunu kendi ürünümüz fiyatına yansıtmak zorunda kalacağız. Dalgalanma fiyatlarda bir artış şeklinde olursa, bizim rekabet gücümüzü azaltıcı ve/veya kar marjımızın daralması şeklinde etkisi olabilir. Bu da bizim ciromuzu ve net karımızı etkiliyebilir.&lt;br /&gt;Örnek 2: Global etkinin yansıması bir çok şekilde olabilir. Örneğin, şirketimizin Almanya'ya Deutsche Mark (DEM) üzerinden ihracat yaptığını ve ürünümüzün önemli bir hammaddesini Amerika'dan dolar (USD) olarak ithal ettiğini düşünelim. Bu halde, bizim kar marjımız büyük ölçüde dolar/mark paritesine bağlı olacaktır. Uluslararası döviz borsalarında oluşacak pariteler bizi etkiliyecektir ve faaliyetlerimiz esnasında eğer bu paritenin gidişatını doğru tahmin edemezsek veya paritenin dalgalanmalarına karşı önlemimizi alamazsak (ör. hegde ederek, bir finans tekniği), şirketimiz bu durumdan olumsuz olarak etkilenebilecektir.&lt;br /&gt;Örnek 3: Şirketimizin tekstil alanında faaliyet gösterdiğini düşünelim. Ülke olarak tekstil sektöründe güçlü ve birçok avatajımız olduğunu, gümrük birliği (GB)'nden öncede, GB'den sonrası için çok umutlu olduğumuz için yeni yatırımlara (kapasite arttırımı ve modernizasyon) girişmiş olalım. Fakat, dünya'da bazı sebeplerden dolayı bir kriz (ör. Uzakdoğu veya Rusya krizi) çıktığında, uluslararası pazarımız daralırsa, bu bizim tam kapasitede çalışamayacağımızı ve yeterli ihracat yapamazsak, kullanılmış olan kredilerin geri ödemelerinde zorlanabiliriz; belki de bu, bizim iflas etmemize bile sebep olabilir.&lt;br /&gt;Ulusal Ekonomi'deki, yani Türkiye ekonomisindeki herhangi bir gelişme, Türkiye'deki şirketleri bulundukları sektöre ve gelişmenin yapısına göre az veya çok etkiliyecektir. Ekonomideki büyüme hızı, işsiz sayısı, enflasyon, faiz oranları, vergi oranlarında olabilecek değişiklikler, olağan üstü halin ilan edilmesi, teşvik politikasındaki değişimler vb. akla ilk gelen örneklerdir. Ulusal ekonominin etkilerini de örnekleme yoluyla açıklamaya çalışalım.&lt;br /&gt;Örnek 1: Almanya'ya ağırlıklı olarak ihracat yapan ve girdilerimizin çoğunu iç piyasadan yani TRL olarak sağladığımızı düşünelim. Eğer hükümetimiz kurları hızlandırıcı (reel olarak TRL nin değerini düşürücü) yani dolar, mark gibi yabancı para birimlerinin para birimimiz karşısında hızlı artması gibi bir politikayı benimserse, bundan şirketimizin olumlu olarak etkilenmesi büyük bir ihtimaldir. Çünkü girdilerimiz değer kaybeden TRL, buna karşılık çıktılarımız değer kazanan DEM üzerinden olacağından, kar marjımız ve dolayısıyla karımız artacaktır.&lt;br /&gt;Şirket veya Sektör olarak etkiler de, sektörün veya özel olarak o şirketin ürünlerine talebin azalması şeklinde bir eğilimin olması, sektöre karşı devletin desteğinin olması veya eski desteğinin kalkması, sektörel olarak girdilerin pahalanması, dış pazarlarda rekabetin zorlaşması, sektöre aşırı yatırımın (atıl kapasitenin) yapılmış olması vb. akla ilk gelen örnekler olmakla birlikte, özel de şirket yönetimlerinin yanlış yönetimleri de sayılabilir.&lt;br /&gt;Örnek 1: Şirketimiz GB öncesi ülkenin önde gelen bir otomotiv üreticisi olabilir. Yabancı bir otomotiv üreticisinden aldığımız know-how'la birlikte fazla rakibimiz olmadığı ve gümrük duvarlarıyla birlikte dış rekabete karşı korunduğumuz için fazla bir yatırıma gereksinim duymadan, pazarın isteği kadar üretim yapıp bunu pazarlıyor olabiliriz. Fakat, yeni hükümetimizin GB'ne girmeye karar verdiğini ve anlaşmanın bir maddesi icabı otomotiv sektöründe ithalatçıların aleyhinde olan fazla vergilerin kaldırıldığını düşünürsek, bu bizim satışlarımızı olumsuz olarak etkiliyecektir ve faaliyetlerimizin sonucu zarar etmemiz ve bir daha karlı duruma geçmemiz zor olabilecektir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114242231289285987?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114242231289285987/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114242231289285987' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114242231289285987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114242231289285987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/03/borsa-nelerden-etkilenir.html' title='Borsa Nelerden Etkilenir?'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114242193414318408</id><published>2006-03-15T13:23:00.000+02:00</published><updated>2006-03-15T15:11:34.116+02:00</updated><title type='text'>Borsa Nedir?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Sermaye Borsaları (Security Exchanges), değerli evrakların (menkul kıymetlerin) ticaretinin yapıldığı kurumsal piyasalardır. Bir piyasadır, çünkü menkul kıymetlerin ticaretinin yapıldığı yerlerdir. Kurumsaldır, çünkü kendine özgü kuralları ve standartları varır.&lt;br /&gt;Borsalar, sadece hisse senetleri için değil, başka tür emtiaların (ticari malların) ve enstrümanların da ticaretinin yapıldığı yerlerdir. Örneğin bono ve tahviller genellikle menkul kıymetler borsalarının içerisinde ticareti yapılageldiği halde, döviz ticareti için döviz borsaları (forex, foreign exchange) veya mal ticareti için emtia borsaları (commodity exchange) vardır. Örneğin, pamuk fiyatlarının belirlendiği ve ticaretinin yapıldığı pamuk borsaları vardır.&lt;br /&gt;Türkiye'de borsanın tarihi Osmanlının son dönemlerine kadar uzanmakla (özellikle bono piyasası) birlikte 1970 ve 1980 lerin ilk yarısında, mekan olarak Sirkeci Vakıf Han'da bir tür tezgah üstü piyasa (OTC; over the counter) şeklinde faaliyette bulunuyordu. (Tezgah üstü piyasalarda, sermaye piyasasına aracılık eden kurumlar, kendi aralarında bir borsanın belirleyici kural ve tüzüklerine uyma zorunluğu duymadan işlem (alım/satım) yaparlar.Bugün en gelişmiş piyasalardan biri olan Amerika Birleşik Devletlerinde bazı küçük işlem hacmine sahip firmalar, borsa haricinde OTC olarak işlem görürler.)&lt;br /&gt;İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), konjektürel gelişmeler sonucu, hisse senetlerinin ticaretinin düzenlenmesi ve standartlaştırılması amacıyla 1986 yılında Karaköy-Tophane'de faaliyete geçmiş bulunmaktaydı. Günümüzde, kendi modern binasıyla İstinye'de faaliyetini sürdürmektedir.&lt;br /&gt;İlk zamanlarda az sayıda şirket, düşük işlem hacmi ve türk ekonomisine endeksli hareket eden İMKB, günümüzde 270'den fazla şirketin hisse senedi, ortalama 200-300 milyon dolarlık işlem hacmi ve dünya ekonomileriyle entegre bir şekilde faaliyetini sürdürmektedir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114242193414318408?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114242193414318408/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114242193414318408' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114242193414318408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114242193414318408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/03/borsa-nedir.html' title='Borsa Nedir?'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114211589165350420</id><published>2006-03-12T00:24:00.000+02:00</published><updated>2006-03-12T00:24:51.730+02:00</updated><title type='text'>FRANCHISING NEDİR?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Franchising, birbirinden bağımsız iki taraf arasında oluşturulan sözleşmeye dayalı bir ilişkiyi tanımlıyor. Yani, ruhsat alan, ruhsat verenin ürün ya da hizmetlerini, ticari işini, ruhsat verenin ticari markası ya da ticari adı altında satar ve böylelikle de ruhsat verenin yardım ve desteğinden faydalanır. Franchising sözleşmeleri, bir ürün, bir marka ya da bir hizmeti kapsıyor olabilir. İmtiyaz sahibi tarafın, belirli bir süre şartı ve bazı sınırlamalarla ticari işlerini yürütmek üzere bu hakkı ikinci bir tarafa devretmesi söz konusu. Franchising’in en önemli tarafı imtiyaz hakkını veren tarafın işin yönetim ve organizasyonu konusunda know-how yani bilgi ve destek sağlıyor olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FRANCHISING SÖZLEŞMELERİ İÇİN İPUÇLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Franchising sözleşmesi olmazsa-olmaz bir koşuldur. Danışmanlık veren bir yerden yasal bir tavsiye almadan herhangi bir sözleşme imzalamayın, bir ücret ya da depozito ödemesi yapmayın. Gözden geçirmek üzere bir örnek sözleşme alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tipik Bir Sözleşmenin İçerdiği Hususlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Koşullar - Franchise süresi ne kadardır? Yenileme imkanınız olacak mı, ve hangi şartlar altında?&lt;br /&gt;• Geçerli olduğu bölge – Franchising sözleşmenizin kapsama alanı nedir? Bu alan içerisinde tek yetkili satış haklarınız olacak mı?&lt;br /&gt;• Ücretler – ne türde bir ilk ödeme yapmanız gerekecek? Satışlar üzerinden ne tür ve ne kadar Franchise ödemesi yapacaksınız? Düzenli bir yönetim ücreti ödeyecek misiniz? Başka masraflar için de ödeme yapmanız gerekecek mi? Maliyetler nasıl belirlenecek?&lt;br /&gt;• Destek – işi başlatırken ne kadar yardım alacaksınız? Daha sonra ne tür bir sürekli destek alacaksınız?&lt;br /&gt;• Sınırlamalar –neleri yapabileceğinize ve işi nasıl yürüteceğinize dair ne tür sınırlamalar vardır?&lt;br /&gt;• Ayrılış – bir sebeple – belki de sağlık nedenlerinden dolayı - işi devam ettiremeyecek durumda olursanız ne olacak? Franchising sözleşmenizi satmak isterseniz ne olacak?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114211589165350420?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114211589165350420/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114211589165350420' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114211589165350420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114211589165350420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/03/franchising-nedir_12.html' title='FRANCHISING NEDİR?'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046428395269263</id><published>2006-03-08T21:36:00.000+02:00</published><updated>2006-03-07T22:53:36.230+02:00</updated><title type='text'>REPUBLIC OF TÜRKIYE</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/1600/Ataturk___Turkish_Flag.3.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/320/Ataturk___Turkish_Flag.3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Turkey kelimesi Osmanlı İmparatorluğunun son zamanlarında ilk defa İngiliz kaynaklarında, biraz da alay ifade ederek kullanılmıştır. Bazı ülkeler kendilerini GREAT=BÜYÜK, ÖNEMLI - olarak nitelerken Ülkemizin bir kümes hayvanı ismi ile anılması kabul edilemez. Kelimenin iticiliği ve ülkemizi ne şekilde ifade edeceği düşünülmeden âdeta ülkemizin isminin İngilizce ifadesi imiş gibi Türkler tarafından da kullanılmış ve kullanılmaktadır. Özel isimler bir başka dilde de aynı şekildedir. Bir zamanlar Habeşistan olarak bilinen ülke tüm Dünyaya adının Etiyopya olduğunu ve bundan böyle Habeşistan olarak gönderilen hiç bir postanın alınmayacağını açıklamış ve tüm dünya Etiyopya adını kullanmaya başlamıştır. Ya Türkiye !, Bir kümes hayvanının adı ile anılıyor. Uluslar arası toplantılarda ülkemizi temsil eden başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm görevlilerin önünde "HİNDİ" anlamında "TURKEY" yazıyor. Bundan rahatsız olmamak mümkün mü ?Bir başka örnek ise Hindistan. Siz hiç uluslararası bir toplantıda Hindistan diye bir kelime gördünüz mü? Aynı hata. Hindistan bu ülkeye sadece Türklerin verdiği bir isimdir.Uluslar arası isim değildir. Malezya mal mı oluyor ? diyenler de aynı şekilde. Türkiye kelimesi başka bir ülkenin dilinde başka anlama gelebilir. Bu önemli değil. Bütün dillerde tek, tek ülkemizin adının iyi anlama gelmesi gerekmez. Ancak bir de uluslararası ülke isimleri vardır. Uluslararası toplantılarda bu isim kullanılır. Türkiye'nin uluslar arası toplantılarda adı İngilizlerin söylediği Turkey olarak geçiyor. Varsın İngilizler Turkey demeye devam etsin, Turchia, Turkia gibi değişik şekillerde söyleyenler var. Onlar da devam etsinler. Ancak uluslararası bir toplantıda ülkemizin adı bizim söylediğimiz şekilde Türkiye olarak geçmelidir. Diyorlar ki Türkiye kelimesinde bulunan "ü" harfi Avrupa dillerinde yokmuş, bu nedenle sorun oluyormuş. Avrupa Birliği toplantısında Türkiye delegesinin önünde Turkey=Hindi yazarken Yunanistan delegesinin önünde bırakın Latin harflerini Yunan alfabesi ile ELLAS yazıyor. Yunanlıların hiç bir harfi batı alfabesinde yok. Ülkesini ve dilini seven Yunan delegesini kutluyorum. Türk delegesine söyleyecek söz bulamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" ASLINDA YAPILACAK ŞEY HÜKÜMETİN BİR AÇIKLAMA YAPARAK 1 YILLIK GEÇİŞ SÜRESİ SONUNDA TURKEY YAZILI HİÇ BİR POSTA'NIN KABUL EDİLMEYECEĞİNİ DÜNYAYA AÇIKLAMASIDIR. HABEŞİSTAN BÖYLE YAPTI, ETİYOPYA OLDU. BİZ BÜTÜN LOGOLARIMIZI TÜRKİYE OLARAK YAZSAK YİNE DE TURKEY DİYENLERE ENGEL OLAMAYABİLİRİZ. BU NEDENLE, ETİYOPYA'NIN YAPTIĞI GİBİ, YUKARIDA AÇIKLANAN YOLU İZLEMELİYİZ."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medyayı ve Hükümeti göreve davet edelim.&lt;br /&gt;"Republic of Turkey = Hindi Cumhuriyeti" Bu ismi istemiyoruz.&lt;br /&gt;"Republic of Türkiye" olmali.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kampanya sonuç alınıncaya kadar sürecektir. Elbet bir gün bu ülkenin adının Türkiye olduğu ve Turkey olarak gönderilen postaların alınmayacağı dünyaya ilan edilecektir. Uluslar arası toplantılarda Cumhurbaşkanımızın önünde Turkey (Hindi) değil "Türkiye" yazdığı günler gelecektir. Sadece eski Fotoğraflara bakarken Turkey yazısını görüp "Ne kadar duyarsız" olduğumuza şaşıracağımız günler gelecektir... siz de katılıyorsanız LÜTFEN bu mesajı olabildiğince çok dağıtın....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Melih AKGÜNGÖR&lt;br /&gt;İstanbul Valiliği Protokol Müdürü &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046428395269263?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046428395269263/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046428395269263' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046428395269263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046428395269263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/03/republic-of-trkiye.html' title='REPUBLIC OF TÜRKIYE'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046413158434774</id><published>2006-03-08T21:34:00.000+02:00</published><updated>2006-03-07T22:54:22.400+02:00</updated><title type='text'>Borsada Altın Kurallar - Lynch`e göre..</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Time dergisinde dünyanın " bir numaralı " fon yöneticisi olarak tanımlanan Peter Lynch'in, "Best Seller" olan " Borsa'da Tek Başına" kitabının sonunda yazdığı altın kurallar:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;- Önümüzdeki ay, önümüzdeki yıl ya da üç yıl içinde borsa mutlaka düşecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Borsadaki düşüşler istediğiniz kuruluşların hisselerini almak için eşsiz bir fırsattır. Son derece başarılı şirketlerin hisseleri inanılmaz fiyatlara düşebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Borsanın önümüzdeki bir, hatta iki yıl içinde ne yöne gideceğini tahmin etmek olanaksızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Borsada karlı çıkmak için sürekli haklı çıkmanıza gerek yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- En karlı hisse herzaman sürprizdir. Hangi şirketin ne zaman nereye satılacağı da öyle. Sonuca ulaşmak için değil aylar, yıllarca beklemek gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Farklı kategorilerdeki hisselerin riskleri ve avantajları da farklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Orta tempolu şirketlerden elde ettiğiniz yüzde 20-30'luk karları toplayarak büyük paralar kazanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hisse fiyatları kısa vadede beklenenin tam tersi yöne hareket etse de, uzun dönemde şirket kazançları ile orantılı bir gelişme gösterecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir şirketin durumunun kötü olması, daha da kötüleşmeyeceği anlamına gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Elinizdeki hisse senedinin fiyatının yükselmesi, haklı olduğunuz anlamına gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Elinizdeki hissenin fiyatının düşmesi yanıldığınız anlamına gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hisselerin büyük bölümü yatırımcı kuruluşların elinde bulunan, Wall Street analistlerinin peşinde koştuğu, hisse fiyatı borsa ortalamasının üzerinde artış gösteren ve gerçek değerinin üzerinde olan şirketlerin hisseleri ya yakında değer kaybedecek ya da aynı düzeyde kalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sırf fiyatı düşük diye vasat bir şirketin hisselerini satın almak zarar getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Fiyatı gerçek değerinin biraz üzerine çıktı diye hızla büyüyen, karlı bir şirketin hissesini satmak zarar getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şirketlerin gelişmelerinin arkasında belli nedenler vardır ve hızlı büyüyen şirketler, bu hızı zamanla yitirirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Karlı bir hisseyi zamanında satın almamış olmak size zarar getirmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir hisse, sahibinin kim olduğunu bilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Asla karlı hisseleri kendi haline bırakıp, kuruluşun gelişimini izlemekten vazgeçmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir hissenin değeri sıfıra düşerse, hisseye ister 50, ister 25, 5 ya da 2 dolar ödemiş olun, zararınız aynı olacaktır: yatırdığınız herşey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şirketlerin gelişimlerini izleyerek yatırmlarınızdan alacağınız karları arttırabilirsiniz. Hisseler gerçek değerlerinden sapma gösterdiklerinde, ortada daha gerçekçi bir alternatif varsa, elinizdekileri satıp yeni hisselere yönelin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir şirketin durumu iyiye gidiyorsa, elinizdeki hisselerin sayısını arttırın, durumu kötüleşmekteyse bu sayıyı azaltın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çiçekleri koparıp, otları sulayarak karınızı arttıramazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Karınızın borsa ortalamasını aşamayacağına inanıyorsanız, paranızı bir müşterek fona yatırın, böylece zaman ve paradan tasarruf etmiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Her zaman endişelenecek bir şeyler vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yeni fikirlere açık olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Etraftaki bütün kızları öpmek zorunda değilsiniz. Pek çok karlı hisseyi kaçırmış olsanız da, borsa ortalamasının çok üzerine çıkmayı başarabilirsiniz.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046413158434774?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046413158434774/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046413158434774' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046413158434774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046413158434774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/03/borsada-altn-kurallar-lynche-gre.html' title='Borsada Altın Kurallar - Lynch`e göre..'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046398162541114</id><published>2006-03-08T21:31:00.000+02:00</published><updated>2006-03-07T22:55:22.596+02:00</updated><title type='text'>Borsada Altın Kurallar - Spekülatörlere göre..</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;- Riskinizi önceden sınırlayın. Spekülasyona ayıracağınız parayı kaybedebileceğinizi önceden kabullenin. Başka bir amaç için biriktirilen paralarla yapılan spekülasyonlarda, alınan kararların sağlıklı olmadığı gözleniyor. Başarılı alım/satım kararları için zihnin bağımsız olması gerekir. Kararların, kaybetme korkusu altında verilmesi hatalı sonuçlar doğurabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kendi kendinizi tanıyın. Spekülatif hareketlerde duygulara hakim olmak gerekir. Eğer girdiğiniz bir pozisyon gece uykularınızı kaçırıyorsa, o pozisyonu mutlaka kapatmalısınız. Borsalarda olaylar çok çabuk geliştiği için, pozisyon almış kişiler günlük olayların etkisinde kalmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Küçük başlayın. Borsada tecrübeniz yoksa, ilk alışlarınızı küçük miktarlarda ve fazla hareketli olmayan hisselerde yapın. Bu işe ilk defa başlıyorsanız, hareketli hisselere girmeden önce, alım/satımdaki zamanlamanın önemini kavrayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ara verin. Hergün yapılan alım satımlar, kişinin karar verme yeteneğini köreltebilir. Başarılı spekülatörler, hatalı kararlarının artmaya başladığını hissettiklerinde, borsayı unutup tatile giderler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Seans içinde karar vermeyin. Kararlarınızı etkilenmeyeceğiniz bir ortamda verin. Seans anında, görüşlerinize ters düşen hareketlerin planlarınızı etkilemesine izin vermeyin. Daha önce düşünmediğiniz yeni fikirler oluşturmayın. İyice incelemeden yapılan hareketlerin genellikle zararla sonuçlandığı gözlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çoğunluğa uymayın. Yapılan istatistikler, çoğunluğun her zaman yanlış düşündüğünü göstermiştir. Herkesin bildiği fikirlerden, haberlerden kaçının. Bazı istatistik büroları, bankalar ve aracı kurumları arayarak borsa hakkında görüşlerini düzenli olarak sorar. Bu görüşler iyimserlik yüzdesi olarak her hafta yayınlanır. % 85'in borsayı çok iyi görmesi, düşüş belirtisi olarak kabul edilir. İyimserliğin % 25'in altına düşmesi ise, yükseliş belirtisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kendi fikrinizle, başkalarının fikrini birbirinden ayırın. Kendi kararlarınızı verdikten sonra, başkalarının sizi etkilemesine müsaade etmeyin. Dış görüşlerden etkilenirseniz, sürekli karar değiştirmek zorunda kalabilirsiniz. Çevrenizde herzaman sizi ikna edecek mantıklı sebepler olabilir. Kararınızı değiştirirseniz, daha sonra ilk kararınızın daha doğru olduğunu göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Emin olmadığınız zamanlarda işlem yapmayın. Kendinizi hergün alım/satım yapmak zorunda hissetmeyin. Başarılı sonuca ulaşabilmek için disiplinli olmanız ve sabırla iyi fırsatları beklemeniz gerekir. Bir pozisyona girmişseniz sonucunu bekleyin. Şüpheleriniz varsa, pozisyonunuzu kapatıp kenara çekilin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Serbest fiyatlı emir vermeyin. Kısa vadeli alım satım yapan spekülatörlerin serbest fiyatlardan kaçınması gerekir. Limitli fiyat emirleri kullanmak daha doğrudur. İnandığınız hissede bir kaç basamak ucuz alma hesabı yapmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aşağı doğru ortalama yapmayın. Önceden aldığınız bir hisse ucuzlayınca ek alımlar yaparak maliyetlerinizi düşürmeye çalışmayın. Aşağı giden fiyatlarda hiç bir zaman ortalama yapılmaz. Eldekilerin satışı daha doğrudur.Yükselen fiyatlarda ek alım yapılması mümkündür. Bunun da piramit gibi kademeli olması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yüksek miktarlardaki alımı tek fiyattan yapmayın. Büyük portföyler için yapılan alımı, bir kaç güne ve değişik fiyatlara yayın. İlk alım yapıldıktan sonra hareketin doğru olup olmadığını gözleyin. Pazarın yönünde aksi bir değişiklik yoksa alıma devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kaybeden bir pozisyona hiç bir zaman ek alım yapmayın. Kendinize ve aldığınız hisseye ne kadar güvenirseniz güvenin, eğer zarar ediyorsanız ek alım yapmayın. Aldığınız hissenin düşüyor olması, sizin piyasanın yönüne uyum sağlayamadığınızı gösterebilir. Maliyet düşürme çabası pozisyonu daha da kötüleştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Zararı kesin. Piyasa sizin düşüncenize ters hareket ediyorsa, hata ettiğinizi kabul edin. Zararın neresinden dönülse kardır. Borsaya yeni girenlerin başarısız olmalarındaki en büyük etken, hata yapmış olabileceklerini kabullenmemeleridir. Piyasa istediğiniz yöne dönsün diye beklemek yerine, pozisyonu zararla kapatmak disiplin ve irade gerektirir. Başarının sırrı buradadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Zararı sevin. Zarardayken satış yapmak çok zordur fakat zararı sevmeyi öğrenmelisiniz. Çünkü zarar, karın kardeşidir. Onurunuzu zedelemeden zarar etmeyi kabullenirseniz, zararınız sınırlanacak ve başarınız artacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Beklenenin tersini yapın. Piyasada beklenen bir olayın, beklenen reaksiyonu görmemesi al/sat sinyalidir. Beklenen olumlu bir haberin açıklanmasından sonra fiyatlar hala yükselemiyorsa, düşüş olacaktır. Olumsuz olay ve haberler piyasayı aşağı doğru etkilemiyorsa, yükseliş olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tepe ve dipnoktalardan kaçının. Alçalan trendde fiyatın her yukarı çıkışı, trendin o seviyeden değişeceğini göstermez. Her dönüş noktasında, burası en düşük yerdi diye alım yapmak size çok pahalı bir ders olabilir. Tepe ve dip noktaların kendilerini ispat etmelerini beklemek daha az zararlıdır. En tepede satmak, en dipte almak çabasında olmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Söylentiyi alın, gerçeği satın. Eğer bir hisse senedi için olumlu söylentiler yayılmaya başlıyorsa alın. Söylentilerin kesinleştiği anlaşılınca satın. Söylentiler ilk duyulduğunda hisseye talebi arttırır. Dedikodular resmiyet kazandığında fiyat zaten yükselmiştir. Satış yapın. Satış yaparak mutlaka karı realize edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çok kısa vadede oluşan karı alıp, hisseden uzaklaşın. Bazen satın aldığınız hisse, birden hiç beklemediğiniz kadar hızlı yükselmeye başlar. Yükselişin hep aynı tempoda devam edeceğini sakın düşünmeyin. Satış yaparak mutlaka karı realize etmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Küçük hesaplar yapmayın. Seçtiğiniz hissenin yükseleceğine gerçekten inanıyorsanız, ucuz almaya çalışmayın. Piyasa fiyatının 100 lira altında almaya çalışırken, hisseyi kaçırabilirsiniz. Birkaç kademe ucuz almaya çalışmak bazen çok önemli fırsatların kaçmasına sebep olur. Kararlı olun. Karar verdiğiniz zaman beklemeyin, uygulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İçinde bulunduğunuz trendleri izleyin. Fiyat trendi en iyi dosttur. Bir hissenin uzun vadeli trendi, orta vadeli trendi ve kısa vadeli trendi hakkında bilginiz olmalıdır. Bazen biri yukarı diğeri aşağı doğru olabilir. Hangi zaman diliminde spekülasyon yapmak istediğinizi tayin etmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Trend dönüşlerini kollayın. Bazı spekülatörler, alım/satım kararlarını oluştururken, dikkatlerini bu noktaya toplarlar. Fiyatın trend çizgisi dışına çıkması ve orada kendini ispat etmesi çoğunlukla trend dönüşünü ortaya koyar. Yükselen çizginin aşağı doğru geçilmesi sat, alçalan çizginin yukarı doğru geçilmesi al sinyali sayılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Fiyat hareketleri ile birlikte işlem miktarlarını da izleyin. Fiyat ile işlem miktarının birlikte artması alış sinyalidir. Yükselişin devam edeceğini gösterir. Fiyat azalırken, işlem miktarının artış göstermesi satış işaretidir. Kararsız fiyat hareketlerinde işlem artıyorsa, fiyatın yönü belli olana kadar bekleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Pazarın değişen momentumuna bakın. Eğer borsa hergün yükseliyor fakat yükseliş hergün daha azalıyorsa, bu piyasanın aşağı döneceğini gösterir. Momentum zayıflamaktadır. Borsa günlerdir düşüyor fakat düşüş hızı gittikçe azalıyorsa, yön değiştirme zamanı yaklaşmaktadır. Piyasanın momentumu artmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kuvvetli hareketlerin ardından düzeltme geleceğini unutmayın. Bir hisse kısa zamanda çok hızlı yükselmişse, alım için gerilemesi beklenmelidir. Bazen bu gerileme toplam yükselişin % 60'ına varabilir. Hızlı bir düşüşte satış kararı alındıysa, düzeltme yaparak fiyatın biraz yükselmesi beklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Alım/satım kararlarınızı o günkü fiyata dayandırmayın. Fiyat çok düştü, artık düşmez veya çok yükseldi artık yükselmez sanmayın. Fiyatların alt ve üstüne kendiniz sınır koymayın. Çünkü fiyatlar sınır tanımaz. Birkaç senede hiç ummadığınız kadar yükselebilir veya alçalabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kaynak: Borsa'da Teknik Analiz - Yusuf Sarı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046398162541114?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046398162541114/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046398162541114' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046398162541114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046398162541114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/03/borsada-altn-kurallar-speklatrlere-gre.html' title='Borsada Altın Kurallar - Spekülatörlere göre..'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046358070955554</id><published>2006-02-20T21:24:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T21:26:24.426+02:00</updated><title type='text'>E- Ticaret</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Elektronik ticaret, mal ve hizmetlerin üretim, tanıtım, satış, sigorta, dağıtım ve ödeme işlemlerinin bilgisayar ağları üzerinden yapılmasıdır. Elektronik ticaret, ticari işlemlerden biri veya tamamının elektronik ortamda gerçekleştirilmesi yoluyla reklam ve pazar araştırması, sipariş ve ödeme ile teslim olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternetin hızla yaygınlaşması, elektronik ticareti, ticari işlemlerin yürütülmesinde yeni ve çok etkin bir araç haline getirmiştir. Elektronik ticaret, tüm dünyada ticaretin serbestleştirilmesi eğilimi ile birlikte, son on yılda yaşanan ve bilgi iletişimini kolaylaştıran teknolojik gelişmelerin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik ticaretin araçlarını, birbirleriyle ticaret yapanların ticari işlemlerini kolaylaştıran her türlü teknolojik ürünler (telefon, faks, televizyon, bilgisayar, elektronik ödeme ve para transfer sistemleri, elektronik veri değişimi sistemleri (Electronic Data Interchange-EDI), internet) olarak düşünebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EDI, ticaret yapan iki kuruluş arasında, insan faktörü olmaksızın bilgisayar ağları aracılığı ile belge ve bilgi değişimini sağlayan bir sistem olarak elektronik ticaretin önemli bir aracıdır.&lt;br /&gt;Elektronik ticaret açısından en etkin araç olarak kabul edilen yeni internet teknolojileri ise ses, görüntü ve yazılı metni aynı anda, daha hızlı ve güvenli bir şekilde ilettiğinden, internet üzerinden yapılan bu işlemlerin maliyeti diğer araçlara oranla hayli düşüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişte bir ölçüye kadar kapalı bilgisayar ağları üzerinden gerçekleştirilen elektronik ticaret uygulamaları, güvenli olmakla birlikte maliyeti oldukça yüksek sistemlerdir. Günümüzde, açık bilgisayar ağı olan internet, elektronik ticaret için çok daha uygun bir altyapıdır. İnternet aracılığıyla, artık kapalı yapıdan açık yapıya geçerek küreselleşen ağların getireceği avantajlardan yararlanılmaktadır. Bu da, özellikle KOBİ'lerin (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin) dünya ticaretinde daha fazla yer almalarına imkan sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik ticaret, özellikle KOBİ'ler için çok uygun bir ticaret şeklidir. Elektronik ticaret, ürün seçeneklerinin artmasını, ürünlerin kalitesinin yükselmesini ve daha hızlı bir şekilde ödenerek teslim alınmasını sağlamaktadır.&lt;br /&gt;Potansiyel tüketicilerin dünyanın her yanında pazara arz edilen ürünler hakkında bilgi sahibi olmalarına ve yeni üreticilerin dünya pazarlarına girmelerine imkan vermektedir. Daha düşük fiyatlı ve kaliteli ürünlerin pazara girmesi üreticiler arasında rekabetin artmasına ve tüm ticari işlemlerin maliyetinin düşmesine neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik ticaret, üretici ve tüketicileri, özellikle KOBİ'leri geleneksel ticaret engelleri olan pazara uzaklık, bilgi eksikliği ve talebe uygun üretim yapılamayışı gibi dezavantajlardan kurtarabildiği ölçüde yararlı olacaktır. Ancak, elektronik ticaret ülkelerin tüm ticari sorunlarını (örneğin ulusal tedarik zincirindeki halkaları) çözemez. Elektronik ticaret konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan ülkeler ilk aşamada interneti sadece reklam veya pazar araştırması amacıyla kullanabilirler.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046358070955554?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046358070955554/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046358070955554' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046358070955554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046358070955554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/02/e-ticaret.html' title='E- Ticaret'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046338773242974</id><published>2006-02-20T21:22:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T21:23:08.336+02:00</updated><title type='text'>Barter Nedir?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Barter, bir firmanın satın aldığı mal ve hizmetin bedelini kendi ürettiği mal veya hizmetle geri ödemesidir. Para olmaksızın yapılan, sahip olunan mal ve hizmete karşılık, ihtiyaç duyulan mal ve hizmetin satın alınması işlemidir. Bu sistemde de para kullanılmaktadır. Ancak diğer ticari işlemlerden farklı bir işlevi vardır. Zira, burada para bir değer saklama aracı olarak değil store of value), bir muhasebe birimi (unit of account) olarak kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;Barter sistemi uygulamada, bir taraftan mal ve hizmetlerin satışında bir pazarlama ve satış tekniği olarak kullanılmakta, bir taraftan da bir finans tekniği olarak finansman ihtiyacında faydalanılmaktadır. Takas, barter uygulamasının daha saf ve ilkel bir şeklidir.&lt;br /&gt;Takas işlemi, iki kişi arasında yapılan ve aynı değerdeki malların değiş-tokuş edilmesi olarak tanımlanabilir. Açıktır ki, bu işlemin gerçekleşebilmesi, her iki tarafın bu ürünlere ihtiyaç duymasına ve mal veya hizmetlerin değerlerinin birbirine eş değerde olması şartlarına bağlıdır.&lt;br /&gt;Barter sisteminde ise, birden fazla firma ve birden fazla hizmet ve mal bulunmakta ve bunlar bire bir değil, barter sistemi içinde faaliyette bulunmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BARTER SİSTEMİNİN AVANTAJLARI&lt;br /&gt;Nakitsiz Finansman&lt;br /&gt;Barter sisteminden mal veya hizmet satın alan üye nakit ödememekte, dolayısıyla firmaların ihtiyaçlarının karşılanmasında nakit akım dengesi olumsuz etkilenmemektedir. Özellikle finansman imkanlarının daraldığı ve finansman maliyetlerinin yükseldiği dönemlerde sistem tercih edilmektedir.&lt;br /&gt;Barter kredileri, daha önce nakit olarak yapılan harcamalarla ilgili maliyet kalemlerinde kullanılabilmekte ve sağlanan nakit avantajı firmanın cari harcamalarında kullanılarak finansman maliyetleri düşürülebilmektedir.&lt;br /&gt;Mal ve Hizmet Alımlarında Faiz Kadar Tasarruf&lt;br /&gt;Uygulamada belli bir satın alım limiti kullanan barter üyeleri, nakit para kullanmadıklarından faizsiz ticaret yapmaktadırlar.&lt;br /&gt;Nakit para kullanılmaması nedeniyle faiz yükünün ortadan kalkması kar oranlarını artırmaktadır. Özellikle doyum noktasında olan sektörlerde daha fazla mal üretilip satılması güç olduğundan firmalar karlılıklarını maliyetlerini düşürmek suretiyle artırmak istemektedirler. Ancak, satın almada daha ucuz mal ve daha ucuz işçiliğin kaliteyi düşürebileceği endişesiyle firmalar genellikle satın almada para ile oynanabilecek yöntemleri tercih etmektedirler. Leasing, factoring gibi finansman teknikleri bu zorlamanın sonucunda uzun süredir kullanılmaktadır. Barter sistemi para kullanılmaksızın işlediğinden firmalara faiz kadar bir maliyet düşüşü temin edebilmektedir.&lt;br /&gt;Ek Pazarlama ve Ciro İmkanı&lt;br /&gt;Barter organizasyonlarına üye olan firmalar Internet dolayısıyla bir pazarlama ve bilgi iletişim ağına dahil olmaktadırlar. Barter sistemine gerek iç, gerekse dış pazarlardan gelen talepler, mal ve hizmet arz eden üyelere yeni pazar imkanları yaratabilmektedir.&lt;br /&gt;Sistemin işleyişi gereği sistemden mal ve hizmet alındığında, buna karşılık gösterilen mal ve hizmetlerin barter sisteminde satılması kolaylaşmaktadır. Açıktır ki, sistem üye sayısını artırdıkça bu imkan artacaktır.&lt;br /&gt;Firmanın atıl kapasite problemi varsa yukarıdaki etki daha da artacaktır. Zira, barter sisteminde firma, hangi ürünlerini hangi miktarda sisteme sunacağına kendi karar vermekte, istediğinde arz yapısını değiştirebilmektedir. Bu nedenle, sisteme öncelikle stoklar ve atıl kapasite arz edilebilmektedir.&lt;br /&gt;Diğer taraftan, yukarıdaki süreç sistemde yeni müşteri potansiyeli yaratmakta ve ilave müşteriye bağlı ciro ve kar artışına neden olabilmektedir. Sistemde her arz alımı da beraber getirdiğinden, bu işletmeler için üretim artışı ve ek istihdamı da uyarabilmektedir.&lt;br /&gt;Alacak Riskinin Ortadan Kalkması, Çabuk Tahsil&lt;br /&gt;Barter uygulamasında mal ve hizmet arz eden firma, satış anlaşması yapılmasından önce alıcı firmanın barter hesabını fatura bedeli kadar bloke ettirebilmekte ve ödemeyi riskten arındırabilmektedir. Zaten genel uygulama uyarınca her işlem öncesi bir satış izni alınması söz konusu olmakta, sistem daha önce de belirtildiği gibi bir havuz mantığıyla çalıştırılarak alacaklı korunmaktadır.&lt;br /&gt;Sistemin tercih edilmesinin bir başka nedeni tahsil süresinin kısalmasıdır. Zira, satış yapan firma, alacağının tahsili için satış yaptığı firmanın sisteme satış yapmasını beklememekte, sisteme arz edilmiş bulunan diğer mal ve hizmetlerden alarak alacağını tahsil edebilmektedir.&lt;br /&gt;Reklam İmkanı&lt;br /&gt;Barter organizasyonlarının üye listeleri, sisteme sunulan mal ve hizmetlerle ilgili ayrıntılı bilgiler bu organizasyonların bilgi bankalarında bulunmaktadır. Bu bilgiler Internet ortamında üyelerin kullanımına sunulduğundan üyeler ücretsiz ve hedefine ulaşan bir reklam imkanı yakalamış olmaktadırlar.&lt;br /&gt;Ek İthalat ve İhracat İmkanı&lt;br /&gt;Barter şirketleri, uluslararası pazarlarda da faaliyet göstermekte, sisteme üye olan firmalar dış ticaret işlemlerinde ilave imkanlar elde edebilmektedir.&lt;br /&gt;Aslında burada önemli olan nokta, barter organizasyonlarının teknoloji yardımıyla hızlı bilgi üretmesi ve bunları hızlı bir şekilde iletebiliyor olmasıdır. Bu özellikle yurt dışında ilişkileri olan veya olmasını hedefleyen firmalar için önem arz etmektedir. Zira, özellikle büyük ölçekli firmalar bu bilgilerin önemini kavramış ve bu alana yatırım yapmışlardır. Ancak küçük ve orta ölçekli işletmelerin KOBİ'lerin) buna yatırım yapabilecek güçleri bulunmamaktadır. İşte özellikle bu yapıdaki işletmeler söz konusu zorlukları aşma amacıyla barter organizasyonlarına dahil olmaktadırlar.&lt;br /&gt;Vadeli Kredi İmkanı&lt;br /&gt;Barter şirketleri, üyelerine bir çeşit barter finansman kredisi kullanırmış olmaktadırlar. Bu süre yurt dışı uygulamada 12 ay olup, Türkiye uygulamasında genellikle 9 aylık bir süredir. Barter üyeleri, satın aldıkları mal ve hizmetlerin bedelini 9 aylık bir süre içinde kendi ürettikleri mal ve hizmetle ödemektedirler. Bu süre içinde mal ve hizmet satışı yoluyla ödeme yapılmazsa sürenin sonunda borç nakit olarak kapatılmaktadır.&lt;br /&gt;Alacak Değerinin Korunması&lt;br /&gt;Barter sisteminde yapılan satışlarda, mal ve hizmet bedeli, birim para (ABD Doları, Alman Markı, ECU) üzerinden hesaba alacak olarak geçirildiğinden, değer kaybı ortaya çıkmamaktadır.&lt;br /&gt;Tedarik Kolaylığı&lt;br /&gt;Barter sistemi üyelerinin satın alma taleplerini kategorize etmekte, üye firmalar satın almak istedikleri mal veya hizmeti aramaksızın bulabilmekte, tedarik işini barter şirketinin bilgisayarı ve danışmanları yapmaktadır. Satın alma talepleri barter çalışanları tarafından araştırılmakta ve alternatif öneriler getirilmektedir. Böylece önemli bir zaman tasarrufu sağlanabilmektedir.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046338773242974?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046338773242974/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046338773242974' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046338773242974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046338773242974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/02/barter-nedir.html' title='Barter Nedir?'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046328517276422</id><published>2006-02-20T21:20:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T21:21:34.126+02:00</updated><title type='text'>Dernek Nasıl Kurulur?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Dernekler kazanç paylaşma dışında kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir gayeyi gerçekleştirmek üzere, en az 7 gerçek kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmeleri suretiyle kurulur.&lt;br /&gt;Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip ve 18 yaşını bitirmiş olan herkes önceden izin almaksızın dernek kurabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dernek Kurmak İçin Gerekli Belgeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Dernek kurucuların imzalarına taşıyan 4 adet Dernek Kuruluş Bildirisi,&lt;br /&gt;2. Dernek kurucuları tarafından hazırlanmış ve imzalanmış 4 adet Dernek Tüzüğü,&lt;br /&gt;3. Dernek kurucularının 2’şer adet onaylı nüfus cüzdanı örneği,&lt;br /&gt;4. Kurucuların 1’er adet adli sicil belgeleri,&lt;br /&gt;5. Kurucuların ayrı ayrı düzenledikleri, dernek kurucusu olabilme şartlarını taşıdıkların belirten imzalı beyannameleri,&lt;br /&gt;6. Geçici Yönetim Kurulu üyeleri ile yazışma ve tebligatı almaya yetkili kişilerin adı, soyadı, adreslerini ve imzalarını belirten liste,&lt;br /&gt;7. Kurucular arasında yabancı tebaalı sahip olduklarını gösterir belgelerin onaylı örnekleri.&lt;br /&gt;8. Yukarıda sayılan belgeler 4’er nüsha hazırlanarak dilekçeye ekli olarak mülki amire verilir.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046328517276422?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046328517276422/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046328517276422' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046328517276422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046328517276422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/02/dernek-nasl-kurulur.html' title='Dernek Nasıl Kurulur?'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046321776700626</id><published>2006-02-20T21:19:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T21:56:33.800+02:00</updated><title type='text'>MOBBING-İş Yerinde Duygusal Saldırı</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/1600/Mobbing.1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/320/Mobbing.1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Son yıllarda, özellikle gelişmiş ülkelerde çok yaygınlaşan mobbing, iş yerinde ruhsal taciz veya iş yerinde psikolojik terör olarak tanımlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mobbing, duygusal bir saldırıdır. Hedefi ise, bir iş yerindeki kişi veya kişiler üzerinde sistematik baskı yaratarak ahlâk dışı yaklaşımla iş performansını ve dayanma gücünü yok edip, işten ayrılmaya zorlamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişmiş ülkelerde cinsel tacizin de önüne geçen mobbing çoğunlukla üst düzey yönetim kademesinde çalışanlar tarafından uygulanmaktadır. Araştırmacılar, mobbing mağdurlarının bazılarının otuzlu yaşlarda, bazılarının ise lisans üstü eğitiminin olduğunu vurgulamaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mobbing, örgütler içinde bulaşıcı bir hastalık gibidir. İyileştirici önlemler alınmazsa örgütün bütün yaşamsal oganlarına yayılır. Çalışan personelde, işletmeye ve çalışma arkadaşlarına olan güven ve saygı azalır, motivasyon düşer, çalışma ortamı ve çalışanlar ile örgüt arasında uyumsuzluk başlar, iş verimliliği düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mobbing durumunda pasif saldırganla başa çıkmak aktif saldırgana göre daha zordur. Çünkü pasif saldırganlar kötü davranışlarını örtmek için uygun ortamlarda anlayışlı ve samimi davranışlar sergilerler. Saldırgan, kişiye yönelik cinsiyet, yaş, din, uyruk, özürlü olmak gibi herhangi bir nedene dayalı belirli bir ayırımcılıktan çok, kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla taciz, rahatsız etme ve kötü davranış yoluyla kasıtlı hareketler sergiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mobbing yapılan kişi, her sabah güne iş stresi ile başlar ve işe gitmek istemez. İçinde bulunduğu çaresiz durum kişinin sağlığını ciddi anlamda tehdit eder. Mağdurları en fazla etkileyen mobbing’in sıklığı, tekrarı ve süresidir. Herkesin dayanma süresi farklı olduğu için vereceği zararın etkisi de kişiye göre değişmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalar, mobbing’e maruz kalan kişilerin çalışma hayatlarında zeka, dürüstlük, yaratıcılık, başarı gibi bir çok olumlu özellik gösteren duygusal zekası yüksek kişiler olduklarını ortaya koymuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle yaratıcı insanların ürettikleri yeni fikirlerin diğerlerini rahatsız etmesi ve daha yüksek mevkilerde çalışan kişiler için tehdit oluşturdukları nedeni ile seçilmiş kişilerdir. Bu kişiler işini seven, yaptıkları işle bütünleşen, örgütün hedeflerine ve saygınlığına inanan çalışanlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mobbing davranışlarından bazıları; &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/1600/jbo0008.4.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2403/2073/320/jbo0008.4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yaptığınız işin sürekli eleştirilir,&lt;br /&gt;-Üstünüz ,meslektaşlarınız ,birlikte çalıştığınız kişiler kendinizi gösterme olanaklarınızı kısıtlar,&lt;br /&gt;-Özel yaşantınız sürekli eleştirilir,&lt;br /&gt;-Çevrenizdeki insanlar sizinle konuşmazlar ve başkalarına ulaşmanız engellenir,&lt;br /&gt;-Dini ve siyasi görüşünüzle alay edilir,&lt;br /&gt;-Asılsız söylentiler ve hakkınızda kötü konuşmalar yapılır,&lt;br /&gt;-Sizi gülünç düşürmek için her türlü hareketleriniz taklit edilir,&lt;br /&gt;-Cinsel imalarda veya doğrudan cinsel tacizde bulunulur,&lt;br /&gt;-Size verilen işler geri alınır kendinize yeni bir iş bile yaratamazsınız,&lt;br /&gt;-İşiniz sürekli değiştirilir, itibarınızı düşürecek şekilde niteliklerinizin dışındaki işler verilir,&lt;br /&gt;-Fiziksel olarak ağır işler yapmaya zorlanırsınız,&lt;br /&gt;-Fiziksel şiddet tehditleri yapılır,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örgüt bu davranışları görmezden geldiği yada göz yumduğu, kışkırttığı için mağdur kendini çaresiz hisseder ve mobbing gerçekleşir. Mobbing örgütün seçtiği hiyerarşik yapı ve örgüt kültürüne göre yatay veya dikey olabilir. Hiyerarşi fazla ise, mobbing dikey, daha az ise yatay olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mobbing, her iş yerinde ve her türlü kuruluşta olabilir. Herhangi biri mobbing kurbanı olabilir veya bazı insanlar da belirli özelliklerinden dolayı seçilebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mobbing’e maruz kalanlar, yaşadıklarının tanımlanmış bir iş yeri sendromu olduğunu, uğradıkları tacizin kendi suçları olmadığını anlamalılar ve bu yönde mücadeleye devam etmeliler. Aynı zamanda psikolojik yardım almak, onları yaşadıkları sendrom karşısında verecekleri mücadelede daha bilinçli ve güçlü kılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupalı uzmanlar, mobbing sendromuna yakalanan bir kişinin topluma maliyetinin yıllık gelirinden fazla olduğunu belirtiyorlar. Acı olan , gelişmekte olan ülkelerde çok sayıda çalışanın benzer durumda olması ve bunun ciddi anlamda psikosomatik rahatsızlıklara neden olabileceğinin bilinmemesidir.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046321776700626?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046321776700626/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046321776700626' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046321776700626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046321776700626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/02/mobbing-i-yerinde-duygusal-saldr.html' title='MOBBING-İş Yerinde Duygusal Saldırı'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046313784095672</id><published>2006-02-20T21:18:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T21:18:58.133+02:00</updated><title type='text'>Üçüncü Sektör</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Üçüncü sektör, gelişmiş ülkelerde çok hızlı bir büyüme içerisindedir. Kamu sektörünün yükünü kısmen azaltmaktadır. Eğitim, çevre, sağlık, yaşlı ve kimsesizlere yapılan yardımlar vs. üçüncü sektörün faaliyetlerinin bir kısmını oluşturmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü sektör dünyada gönüllüleştirme devrimini sessiz sedasız gerçekleştirmektedir. Gönüllüleştirme ile devletin bir kısım görev ve fonksiyonları “kâr amacı gütmeyen özel sektör” (gönüllü sektör)’e devredilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel sektör gönüllüleri, toplumda gönüllü çalışmaları teşvik etmek ve birikimli insanların potansiyellerini verimli kılmak adına bir çatı altında toplanarak Özel Sektör Gönüllüler Derneği’ni kurmuşlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel Sektör Gönüllüler Derneği, iş dünyası profesyonellerine yönelik bir gönüllü oluşumdur. Temmuz 2002'de 13 şirket tarafından kurulmuştur ve şu anda 40'a yakın üyesi vardır.&lt;br /&gt;Özel Sektör Gönüllüler Derneği, en fazla ABD’de gelişmiş bir kavramdır. ABD’de 90-100 milyon insan haftada 3 saatini gönüllülük işlerine ayırıyor ve bu çalışmalara katılımlar artarak devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür organizasyonlar, gönüllü çalışmalara katılan özel sektör çalışanlarının hayatlarına artı değerler katmaktadır.&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan sonuçlara göre gönüllü olmak ile kazanılan özellikleri şöyle sıralayabiliriz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Motivasyonun artması,&lt;br /&gt;- İşe bağlılıklarının artması,&lt;br /&gt;- Manevi huzur,&lt;br /&gt;- Özgüven gelişimi,&lt;br /&gt;- Yeni beceriler, yeni bir çevre ve arkadaşlıklar,&lt;br /&gt;- Sosyal bir gruba dahil olma,&lt;br /&gt;- Toplumda örnek bir birey olma,&lt;br /&gt;- Eğlenceli vakit geçirirken toplumda fark yaratmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu organizasyonun amacı ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Özel sektörün insan kaynaklarını ve uzmanlığını değerlendirerek gönüllülük yoluyla sivil topluma katkıda bulunmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Toplum ve özel sektör arasında dinamik bir ilişki yaratmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şirketler arasında gönüllülük kavramının yayılmasına önderlik etmek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Toplumsal ihtiyaçların saptanması ve çözümünde sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmak, onların faaliyetlerine çalışanlarının yönlendirilmesini ve teşvik edilmesini sağlamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel Sektör Gönüllüler Derneği, diğer derneklerden farkı olarak sadece özel sektör çalışanlarının gönüllü olmaları için çalışmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketler bu konularda hiç bir maddi yardımda bulunmaksızın sadece insan kaynaklarını, bilgi ve tecrübelerini sivil topluma aktarmak amacını taşımaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu organizasyonda, her şirket kendi kapasitesine uygun olarak gönüllü çalışmalara katılmaktadır. Dernek projelere ilk katılan şirketlerin % 10 oranında çalışanlarının gönüllü olmalarını öngörmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel Sektör Gönüllüler Derneği üyelerine, Stratejik Girişimlerine çok-yönlü destek, çeşitli bilgiye ulaşmada kolaylıklar, organizasyon ve şirket içi gönüllülük programlarının uygulanması gibi konularda destek vermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü sektör, dünyada kendi sınırlarını aşarak olabildiğince her köşeye ulaşabilme çabalarında hızlı bir performans göstermektedir. Globalleşmenin eleştirildiği ve tepki gördüğü son zamanlarda gönüllülük çalışmaları global dünyanın her kesiminden destek ve katılımlarla geç kalınmışlığın farkını hızla kapatma çabalarını başarılı bir şekilde sürdürmektedir.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046313784095672?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046313784095672/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046313784095672' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046313784095672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046313784095672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/02/nc-sektr.html' title='Üçüncü Sektör'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046305748657074</id><published>2006-02-20T21:16:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T21:17:38.520+02:00</updated><title type='text'>Arbitraj-Spekülasyon-Manüplasyon</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Arbitraj, spekülasyon ve manüplasyon, ekonomi piyasasında yaygın olarak kullanılan ancak sıklıkla birbirine karıştırılan kavramlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arbitraj, döviz piyasasındaki ya da ülkeler arasındaki faiz oranlarındaki farktan yararlanmak üzere fonların kısa vadeli ve hızlı hareketlerini ifade eden bir terimdir. Örneğin New York’ta 1 Euro 1.35 Dolar’dan işlem görürken, Londra’da 1 Euro 1.55 Dolar’dan görüyorsa, arbitraj getirisi sağlamak isteyen kurumlar New York’ta Dolar karşılığında Euro satın alır ve bu Euro’ları Londra’da satarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişik piyasalarda oluşan fiyat farklılıklarından yararlanmak sebebiyle yapılan hisse senedi, değerli maden ve evrak işleri de arbitraj kapsamına girer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek döviz pozisyonunu dengelemek, gerekse kur farkından yararlanmak veya harici bir talebi (müşteri talebini) karşılamak maksadıyla bankalar tarafından yapılan döviz tahvil muamelesi bir arbitraj işlemidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle uluslararası piyasalarda mevcut döviz riskinin azaltılması amacıyla yapılan swap işleminde de, bir tarafın ihtiyacı olanı karşı taraftan alması karşılığında buna tekabül eden başka bir dövizin verilmesi, başlangıçta belirtilen kurdan vade tarihinde tekrar dövizlerinin değişimi, şeklinde cereyan eden bir arbitraj işlemi söz konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spekülasyon, ileride ortaya çıkabilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak kazanç sağlamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağdaş ekonomilerde spekülasyon hareketlerinin çoğunluk noktası borsalardır. Vadeli borsa işlemleri, geniş çapta spekülasyona imkan hazırlayan bir alet niteliğindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spekülataörler, arbitraj yapanlardan farklı olarak risk alırlar. Çünkü spekülatörler piyasadaki mevcut yapıyı değerlendirerek beklentilerini oluştururlar ve bu duruma göre alım-satım yaparlar. Dolayısıyla spekülatör, piyasayı inceler ve önemli olay gerçekleşmeden önce harekete geçer. Büyük riskleri göze alan spekülatörlerin uyguladıkları yöntemlerde ise, ne tür bir sonuçla karşılaşacağı, piyasanın ileride ne yönde hareket edeceğine bağlıdır. Bu yöntemlerin son derece büyük zararlara yol açabileceği kesinlikle gözardı edilmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manüplasyon, piyasalarda hile ile kazanç elde etme olayıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manüplasyon yapanlar üzerinde oynadıkları varlığın fiyatını istedikleri yönde değiştirerek haksız kazanç sağlarlar veya bir varlıktan aşırı miktarlarda alım-satım yaparak fiyatını etkilerler. Örneğin, piyasada bir şirket için, kamu bankasına olan kredi borcunu ödeyemediği, işçi çıkardığı ve konkordatoya gideceği yönünde haberler çıkarıyorlar ve bu olumsuz söylentiler nedeni ile şirket hisselerinin fiyatı taban yapınca bu hisseleri alıyorlar, daha sonra piyasalardan topladıkları bu hisseler gerçek değerini bulunca satıyorlar ve çok büyük kârlar elde ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manüplasyonlar, piyasalar ve ekonomiler için son derece zararlı olan yanlış yönlendirmelere sebep olmaktadırlar. Bu nedenle bütün ülkelerde manüplasyonları önleyecek kanunlar vardır. Ancak, gerek manüplasyonları tespit etmenin güçlüğü gerekse manüplasyon yapıldıktan sonra çok geç kalınmış olması nedeniyle pek fazla uygulanamamaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sermaye piyasalarında, spekülasyon, manüplasyon, içeriden bilgi sızdırmak suretiyle yapılan işlemler bir özel sektör yolsuzluğu olarak gündeme gelmektedir. Benzer işlemlere para ve döviz piyasalarında da rastlanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spekülasyon ve spekülatör kavramları küresel yaklaşımlar altında hak etmediği yasal bir çerçeveye oturtulmakta hatta spekülatör piyasayı stabilize eden bir eylemci olarak görülebilmektedir. Oysa spekülasyon, manüplasyon işlemleri sonuçta ya kamu kaynağını ya da bir tasarrufu haksız olarak ele geçirme eylemidir.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046305748657074?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046305748657074/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046305748657074' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046305748657074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046305748657074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/02/arbitraj-speklasyon-manplasyon.html' title='Arbitraj-Spekülasyon-Manüplasyon'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046297508580194</id><published>2006-02-20T21:15:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T21:16:25.326+02:00</updated><title type='text'>Bireysel ve Kurumsal Düzeyde Rant Kollama</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Rant, üretim faktörlerinden toprağın ve diğer kaynakların üretimden aldığı paya denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktisat biliminde rant deyince akla önce "toprak rantı" gelir. Toprağın kıt olmasından dolayı fiyatların artması sonucunda elde edilen değere de "Gerçek rant" denilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rant kollama oldukça geniş bir kavramdır. Monopol kollama, tarife kollama, kota kollama, ihracatta teşvik kollama, lisans kollama gibi faaliyetler bu kavramın içeriğini oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomik faaliyetlerin düzenlenmesi amacıyla devlet tarafından ekonomiye yapılan müdahale suni rant’ı yaratır. Çıkar ve baskı gruplarının devlet tarafından yaratılan "suni rant"ı elde etmek için giriştikleri faaliyetler "rant kollama" olarak adlandırılır. Çıkar ve baskı gruplarının yaptığı lobicilik faaliyetlerinin en önemli amacı, devletten bir ekonomik ve sosyal kazanç transferi elde etmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde rant kollama olayları Cumhuriyet’ten günümüze kadar süregelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncelendiği zaman, özellikle ithal ikamesine dayalı içe dönük bir sanayileşme stratejisinin mevcut olduğu ekonomik dönemlerde lisans kollama ve kota kollama olayları yaygın olarak görülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İthal ikamesine dayalı sanayileşme stratejisi yerine, ihracata dayalı sanayileşme ve ithalatın serbestleştirilmesini hedef alan bir dış ticaret politikasının benimsendiği uygulamalara geçildikten sonra, teşvik mevzuatında önemli değişiklikler yapılarak, ihracatı destekleyici yönde kararlar yürürlüğe konulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşviklerin çok sayıda ve türde olması, teşvik mevzuatının ve hukuksal kurallarının açık ve anlaşılır olmaması, denetim mekanizmasının yeterince işletilmemesi gibi nedenlerden ötürü teşvik uygulamaları zaman içerisinde amacından sapmış ve çeşitli suistimallere konu olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündemi uzun süre meşgul eden hayali ihracat, ihracatta teşvik tedbirlerinin amacından ne derece saptığının açık bir göstergesidir.&lt;br /&gt;Teşvik tedbirlerinin amacı, özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyüme ve kalkınma sürecinin hızlandırılması ve piyasa ekonomisine işlerlik kazandırılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde özellikle kalkınmada öncelikli yörelere verilen yatırım teşvik kredilerinin, başka amaçlarla ve başka yerlerde kullanıldıkları tespit edilmiştir. Hayali ihracattan sonra, birde hayali yatırım konusu kamuoyunun gündemine gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özelleştirme hazırlık çalışmalarında yabancı danışman firmaların yanı sıra bazı yerli firmalarla çalışılmıştır. Ancak bu çalışmalar yürütülürken işçi ve işveren kesimini temsil eden kuruluşlar ve sendikalar, üniversiteler ve diğer uzman kurum ve kuruluşlardan yararlanma ihtiyacı hissedilmemiştir. Yerli ve yabancı firmalara ödenen astronomik rakamlar devlet eliyle nasıl bir rant fırsatı yaratıldığını gözler önüne sermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rant kollamanın ortaya çıkmasının nedeni, devletin iktisadi faaliyetleri düzenlemeye ve kontrole tabi tutması veya bazı iktisadi faaliyetler üzerine sınırlamalar getirmesidir. Bu yaptırım, bireysel veya çıkar gruplarının örgütlenerek siyasal iktidarı ve bürokrasiyi etkilemek suretiyle karşılıksız bir gelir transferi elde etme eylemine dönüşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireysel ve kurumsal düzeyde rant kollama gayretlerinin sosyal maliyeti bütçe maliyetidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rant kollama, doğrudan verimli olmayan bir faaliyettir. Oysa kişiler ve kurumlar doğrudan verimli olan iktisadi faaliyetler sonucunda milli gelire ve milli ekonomiye bir katkıda bulunurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de sektörlerin gelişmesindeki en büyük engel rant ekonomisidir. Rant ekonomisinin önü tamamen kesildiğinde, sektörler işlerine odaklanacaklar ve piyasalar adil rekabet ortamına kavuşacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ahlak konusunda inandığım ilke şudur; bir şeyi yaptıktan sonra kendini iyi hissediyorsan o ahlakidir; eğer kendini kötü hissediyorsan o gayri ahlakidir." Ernest Hemingway&lt;br /&gt;"Devlet gerekli bir kötüdür." Emile Faguet&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046297508580194?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046297508580194/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046297508580194' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046297508580194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046297508580194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/02/bireysel-ve-kurumsal-dzeyde-rant.html' title='Bireysel ve Kurumsal Düzeyde Rant Kollama'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046288909196584</id><published>2006-02-20T21:13:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T21:14:52.020+02:00</updated><title type='text'>Örgütlerde Vizyon ve Misyon Kavramları</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Örgüt Misyonu&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Misyon, organizasyonların en önemli var oluş nedenidir. Çalışanlara yol gösteren, yaptıkları işlere anlam kazandıran ve bir organizasyonu benzerlerinden ayırt etmeye yarayan uzun soluklu görev ve amaçlardır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Misyon, organizasyonların zaman içinde ulaşarak sona erdirebileceği bir hedef olmadığı için süreklilik arz eder.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Kuruluş amaçları ne olursa olsun organizasyonların, varlıklarını sürdürdükleri sürece, mutlaka kendilerine göre belirleyebilecek ve çalışanlarına aktarabilecek hedefleri bulunmalıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Bir organizasyon misyonunu doğru olarak tanımlamadığı takdirde, çalışanlar organizasyonun hedeflerinden uzaklaşırlar ve verilen iş kadar çalışırlar, yeni işler yapma ve yaratıcılık çabaları çok az görülür. Örgüt çalışanlarının yönetime olan güveni ve saygısı azalır. Yönetim ve personelin birbirinden kopuk ve bağımsız çalışması zamanla organizasyonun geleceğini tehdit eder.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Misyon örgütün kuruluş aşamasında belirlenmelidir. Örgüt misyonu oluşturulurken rakiplerinden üstün ve farklı olmak amaçlanmalıdır. Misyonla birlikte kurucuların veya yönetim kademelerinin oluşturduğu örgüt kültürü ve inanç başarıda önemli bir yer alır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Misyon bir yol göstericidir. Bu nedenle örgüt, ne yaptığını ve niçin yaptığını tüm çalışanların hafızasından silinmeyecek şekilde sloganlaştırmalıdır. Bu durum çalışanların görevlerini yaparken ortak amaca yönelmesini sağlayacaktır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Örgüt Vizyonu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Vizyon bir idealdir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Vizyon, örgüt tarafından arzulanan ve çalışanlar tarafından benimsenen bir gelecek ile ilgilidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;İyi bir vizyon, örgütü hem çalışanlar, hem de gelecek planlaması açısından daha belirgin ve güvenli kılar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Vizyon dinamik bir kavramdır. Sürekli olarak değişime ve gelişime açıktır. Örgütler, vizyonunu çalışanları ile paylaşmalı ve daha iyi bir gelecek için daha fazla iş birliği yapılması sağlanmalıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Çalışanların yaratıcı düşüncelerinin önü açılmalıdır. Yaratıcı insan, sürekli öğrenme ihtiyacı duyar. Öğrenme ihtiyacı karşılandığı ölçüde yetkinlikler gelişir. İşletmenin rekabetüstü niteliği, insan kaynağının öğrenmesini geliştirme ihtiyacına bağlıdır. Rekabet üstünlüğü sağlamanın yolu ise yaratıcılığını geliştirmek isteyen insanların motive edilmesinden ve firmaya bağlanmasından geçmektedir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Organizasyonel başarı için vizyon tek başına yeterli değildir. Çok çalışma, sabır, kararlılık, fedakarlık, planlı ve sistematik hareket etme ve benzeri değerlerin organizasyonda olması gerekir. Misyon olmadan bu tür değerlerin ve inançların varlığından söz edilemez.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Organizasyonların başarıya ulaşması için, yönetim alanında bazı evrensel ilkelerin ve değerlerin benimsenmesi ve bu değerlerin organizasyonda kurumsallaştırılması da gerekir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;En başta organizasyonda insan olarak tüm çalışanlara değer verilmesi, müşterilere en iyi ve kaliteli hizmetin sunulmasının amaçlanması, ekip çalışmasına önem verilmesi, sosyal sorumluluk anlayışının mevcut olması gerekir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Özlü Sözler&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;"Kaliteye önlem alarak ulaşılır. Aşı hastalığı tedavi etmenin yoludur. Aynı şey organizasyonlar için de geçerlidir." Philip Crosby&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;"Çizik bir elmas, çizik olmayan bir çakıl taşından daha iyidir." Konfüçyüs&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;"Güler yüzlü olmayan dükkan açmamalı." Çin Atasözü&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;"Yönetimin işi kontrol değil liderliktir." W.Edwards Deming&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046288909196584?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046288909196584/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046288909196584' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046288909196584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046288909196584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/02/rgtlerde-vizyon-ve-misyon-kavramlar.html' title='Örgütlerde Vizyon ve Misyon Kavramları'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046277346793252</id><published>2006-02-20T21:11:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T21:12:59.586+02:00</updated><title type='text'>Risk Sermayesi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Risk sermayesi en basit anlatımla, kendilerine finansman arayan şirketlerin veya girişimcilerin, onlara yatırım yapabilecek finansörler veya sermayedarlar ile buluşması olarak tanımlanır.&lt;br /&gt;Risk sermayesi dar anlamda, yalnızca şirketlerin kuruluş aşamalarındaki yatırımları kapsamaktadır. Geniş anlamda ise, şirketlere herhangi bir aşamada yapılan yatırımları ifade etmektedir.&lt;br /&gt;Son yıllarda risk sermayesi daha çok geniş anlamıyla yorumlanmaktadır.&lt;br /&gt;Risk Sermayesi Nedir?&lt;br /&gt;Profesyoneller tarafından oluşturulan bir fondur.Genç, dinamik, hızlı büyüme ve yüksek kârlılık potansiyeli olan projelere yatırım yapar. Şirketlerin başlangıç sermayeleri için iyi bir kaynaktır. Finans sektöründe, belirli amaçlar için kullanımı öngörülen ve bu amaçlar için oluşturulan bir finansal araçtır.Yatırım fonlarından biridir.&lt;br /&gt;Risk Sermayesinin Özellikleri,&lt;br /&gt;Yeni, yüksek büyüme ve kârlılık potansiyeli gösteren projelere yatırım yapar.Yatırım projesi, gelişme potansiyeli gösteren yeni teknolojileri ve malların üretimini içermeli. Bu özellikleri kapsayan projeleri olan firmalar öz varlıklarının yetersiz olması nedeni ile finans sıkıntısı çekmektedirler. Bu sebeple risk sermayesi bu tür yatırımlar için önem kazanmaktadır.&lt;br /&gt;Başlangıç yatırımlarının yaygın uygulanan yatırım süresi 5-10 yıl arasıdır. Girişilen projenin özelliklerine ve şirket aşamasına göre bu süre değişiklik gösterir.&lt;br /&gt;Risk sermayesi genellikle hisse senedi satın alır.(Borsa değil). Bu anlamda sermayedar büyük bir risk altında olacağı için yatırım yapacağı firma ve projeyi iyi bir inceleme ve elemeye tabi tutar. Ürün ve hizmet üretimini destekler. Şirket yönetimine katılır, stratejik kararlarda yardımcı olur.&lt;br /&gt;Risk sermayesinin kapsamı yatırımlarla sınırlı değildir.Girişimci, aynı zamanda yönetsel bilgi birikimini ve deneyimini kullanmakta, aktif olarak firmanın fizibilite çalışmalarına, kuruluşuna ve yönetimine katılmaktadır. Bunun sebeplerinden biri, işletmenin yönetsel deneyimlerinin risk sermayesi şirketine göre daha az olması, diğeri ise risk sermayesi şirketi açısından üstlendiği riski azaltmak için firmayı kontrol altında tutmak istemesidir.&lt;br /&gt;Her risk sermayesi şirketi kendi stratejisi doğrultusunda yatırım yapar. Bazıları genel anlamda, her sektörden projelere, her coğrafik yerleşim alanında, firmaların her aşamasında yatırım yapabilir. Bazıları da bir veya iki sektörde uzmanlaşmıştır ve sadece bir coğrafik bölgede yatırım yapar.Yüksek teknolojik yatırımlar en çok tercih edilendir.&lt;br /&gt;Risk sermayesi yatırımları özellikle ABD’de başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.&lt;br /&gt;Avrupa Topluluğu ülkelerinde, risk sermayesi kaynaklarının büyük bir bölümü bankalar tarafından yaratılmaktadır.Genel olarak AT ülkelerinde risk sermayesi yatırımı, işletmenin hisse senetlerini alarak değil, borç karşılığı kredi verilerek yapılmaktadır.Çünkü bankalar risk almaktan kaçınmaktadırlar.&lt;br /&gt;Dünyada, risk sermayesi yatırım ortaklıkları ihtisaslaşmışlardır. Hemen hemen her alanda yatırım yapmaktadırlar.&lt;br /&gt;Ülkemizde, risk sermayesi alanında çalışmalar 1980 yılından sonra zaman zaman hızlanarak sürdürülse de, genelde istenilen sonuçlara ulaşılamamıştır.&lt;br /&gt;Kaynakları, özel emeklilik, hayat sigortaları veya çok uluslu şirketlerin uzun vadeli birikimlerinden oluşur.&lt;br /&gt;Türkiye içinde, ekonominin dinamizmi ve rekabetçi gelişmenin sürdürülmesi açılarından risk sermayesinin önemi artık yavaş yavaş anlaşılmakta ve risk sermayesi ile hayata geçirilecek projelerden bahsedilmektedir.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046277346793252?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046277346793252/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046277346793252' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046277346793252'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046277346793252'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/02/risk-sermayesi.html' title='Risk Sermayesi'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046265901657851</id><published>2006-02-20T21:09:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T21:10:59.970+02:00</updated><title type='text'>Regülasyon ve Deregülasyon Politikası</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Regülasyon, devletin ekonomiye direkt müdahale ettiği çeşitli iktisat politikası araçlarından biridir. Devlet bu müdahalesini çeşitli alanlarda, piyasaya giriş çıkışı düzenleyici yasal tekeller oluşturarak yapmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Regülasyonlar devlet tarafından ekonomik ve sosyal amaçlara yönelik olarak uygulanmaktadır. Asgari ücretin belirlenmesi, döviz kuru kontrolü, rekabetin düzenlenmesi yönünde yapılan uygulamalar, fiyat kontrolleri, uluslararası ticaretin tarifeler, miktar kısıtlamaları, kotalar gibi düzenlemelerle kontrol altında tutulması, kamu iktisadi teşebbüslerinin görev zararlarının hazineden karşılanması ve hazineden yardım yapılması, özel sektör yatırımlarına teşvik uygulamaları ile sübvansiyonlar sağlanması ekonomik regülasyonlara örnek olarak verilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deregülasyon, devletin karar alanını daraltan regülasyonların, azaltılması veya kaldırılması, kamu kudretinin özel sektöre ve sermayeye devredilmesi yönünde yapılan yasal düzenlemelerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada, uzun yıllar devlet tekeli altında sunulan posta, telekominikasyon, demiryolları, havayolu taşımacılığı ve enerji gibi hizmetler giderek artan bir şekilde özelleştirilmektedir. Bugün eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi hizmetler artık bütünüyle kamusal olmaktan çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik nitelikleriyle regülasyon-deregülasyon kavram çifti, etkin kamu yönetimi reformunun altını çizmektedir. Etkin kamu hizmeti, halkın hızlı, kolay ve eşitçe erişebildiği toplumsal hizmettir. Etkin kamu yönetimi ise bu nitelikte hizmet üreten bürokrasidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deregülasyon düzenlemelerinin rekabetçi bir sisteme geçişteki en önemli rolü siyasetin etkisini azaltmak ve böylece rant arama faaliyetlerinin maliyetlerini artırmak olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamusal regülasyonların bir kısmının uygulanması mutlaka gereklidir. Örneğin, trafik kurallarına uyulması, çevre kirliliğinin azaltılması, zorunlu ilköğretim vb. Ancak ekonomik regülasyonların önemli bir kısmı, piyasa ekonomisinin işleyişini tamamen bozucu etkiler göstermektedir. Bu nedenle ekonomik regülasyonların mümkün olduğu ölçüde kaldırılması gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Regülasyon sistemlerinin tasarlanmasında bağımsızlığın ne kadar olacağının iyi belirlenmesi gerekir. Bağımsız regülasyon otoritelerine yeni geçmekte olan ülkelerde regülatörlerin bağımsızlığını sağlayabilmek oldukça güç olabilmektedir. Teknik karar verme mekanizmalarının belirleyici rolü burada ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle regülasyon otoriteleri temel kriterlerini halka açık yapmalı ve bunların toplum tarafından sorgulanabilmesine imkan tanımalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet tarafından sosyal ve ekonomik amaçlara yönelik olarak uygulanan regülasyonları oluşturmanın da çeşitli maliyetleri bulunmaktadır. Bunlar oluşturma ve uygulama maliyetleri, işlem maliyetleri, uyum maliyetleri bilgi edinme maliyetleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deregülasyon reformu devletin geleneksel rolü ve görevlerini önemli ölçüde ortadan kaldırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin; Hapishaneler ABD’nin bir çok eyaletinde özel kesime devredilmiştir. Dünyada sosyal güvenlik sistemini özelleştiren ilk ülke Şili’dir ve Şili modeli halen birçok ülke tarafından uygulama aşamasındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin yasal monopol ve fiili monopol konumunda olduğu tüm sektörlerde bu monopollere son verilmedir. Tüm sektörlerde piyasaya girişin önündeki engellerin, regülasyonların azaltılmasına ve deregülasyon reformunun uygulanmasına hız verilmelidir.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046265901657851?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046265901657851/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046265901657851' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046265901657851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046265901657851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/02/reglasyon-ve-dereglasyon-politikas.html' title='Regülasyon ve Deregülasyon Politikası'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046253380752909</id><published>2006-02-20T21:08:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T21:09:04.120+02:00</updated><title type='text'>Küresel ve Ulusal Ticarette E-imza</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Gelişen teknoloji ve internetin sosyal ve ekonomik yaşama girmesiyle, alışılmış iletişim yöntemlerinden elektronik iletişim yöntemlerine doğru hızlı bir değişim yaşanmaktadır.&lt;br /&gt;Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki bu hızlı değişim çeşitli alanlarda yeni olanaklar yaratmaktadır.&lt;br /&gt;Özellikle internet kullanımının bir parçasını oluşturan elektronik imzanın çeşitli alanlarda kullanılıyor olması, ülkelerin hukuki yapılarında bir dizi düzenleme yapılması gerekliliğini ortaya koymuştur. Özellikle e-devlet kavramının kamu yaşamında yerini almaya başlamasıyla pek çok ülkede e-imza kullanımına uzun süre önce başlandı.&lt;br /&gt;Birçok bilinmezi bünyesinde barındıran e-imza konusu Türkiye Bilişim Derneği tarafından yapılan etkinliklerle tartışmaya açılıyor. Bu etkinliklerde en fazla üzerinde durulan nokta güvenlik aşamasında henüz tam olarak başarı sağlanamamasıdır.&lt;br /&gt;Elektronik ticaretin gelişmesi ve elektronik imzanın kullanıcılar tarafından benimsenmesi için açık ağ sistemine güven duyulmasının sağlanması gerekir. Bu güvenin sağlanabilmesi, taraflar arasında karşılıklı olarak iletilen bilgilerin gizliliğinin ve bütünlüğünün korunması, tarafların kimliklerinin doğruluğunun güvence altına alınmasına ilişkin hukuki düzenlemelerin yapılması ile mümkün olacaktır.&lt;br /&gt;Ülkemizde elektronik imza ile ilgili kanun henüz tasarı aşmasındadır.Tasarının kanunlaşması ile elektronik ticarete ilişkin diğer kanuni düzenlemelerin önü açılacaktır. İnternet üzerinden hukuken geçerli sayılacak matbuların iletimi söz konusu olacak, kamu hizmetlerinde hız ve kalite artacak, işlemler daha ucuz ve güvenilir olarak yapılabilecektir. Böylece hem vergi daireleri hem yerel yönetimler hem de diğer kamu birimleri fazla personel istihdamından ve hantallıktan kurtulmuş olacaklar ve verimlilik artışı sağlayacaklardır.&lt;br /&gt;Elektronik imzanın uygulama alanının hukuki çerçevesi Avrupa Birliği üyesi ülkelerinden Almanya, Belçika, Avusturya ve Fransa’nın elektronik imzaya ilişkin mevzuat düzenlemeleri dikkate alınarak yapılmıştır.&lt;br /&gt;Tasarının 5.maddesi "güvenli elektronik imza, elle atılan (ıslak) imza ile aynı hukuki sonucu doğuruyor. Kanunların resmi şekle veya özel bir merasime tabi tuttuğu hukuki işlemlerle teminat sözleşmeleri güvenli elektronik imza ile gerçekleştirilemez" diyor. Bu gibi istisnalar dışında, hukuk sistemimizde ıslak imzayla imzalanan kağıt üzerinde doğan sonuçların, aynı bilginin elektronik imza ile imzalanmasından da doğacağı öngörülüyor.&lt;br /&gt;E-imza, sayısal imza olarakta anılmaktadır. Sayısal imza, güvenlikli kimlik doğrulama ve bilginin tutarlılığını sağlama amaçlarına hizmet ediyor. Bir elektronik verinin özetinin, çift anahtarlı bir sayısal şifreleme yöntemiyle şifrelenmesi sonucu oluşturuluyor. Bu tür şifreleme sayesinde gerek bankacılık işlemlerinde gerekse e-ticarette kimlik, gizlilik, mesajın içeriği ve inkar edilememe özelliği şifrenizin başkalarının eline geçme riskini yok ediyor.&lt;br /&gt;Elektronik sertifika, imza sahibinin imza doğrulama verisini ve kimlik bilgilerini birbirine bağlayan elektronik kaydı ifade eder.&lt;br /&gt;Elektronik sertifika hizmet sağlayıcıları, imza oluşturma şifrelerini nitelikli elektronik sertifikalarla güvenli kılmak zorundadır.&lt;br /&gt;Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının, elektronik sertifika sahiplerinin kişisel nitelikli verilerinin üçüncü kişiler tarafından ele geçirilmesi tehlikesine karşı gerekli tedbirleri almak zorunluluğu tasarıda hükme bağlanmıştır.&lt;br /&gt;ABD ve AB ülkeleri başta olmak üzere günümüzde pek çok ülke sayısal imza kuralları belirlemiş ve sayısal imzayı kurumsal boyutta yaygın olarak kullanmaya başlamışlardır.&lt;br /&gt;Küresel ve ulusal ticarette bilgi ve iletişim aktarımı, hızını artırdıkça e-imza çok yakın bir gelecekte yaygın ve etkin olarak uygulanmaya başlayacaktır.&lt;br /&gt;*************&lt;br /&gt;"Her birey kendi kişiliğinin ve mülkiyetinin mutlak efendisidir." John Locke&lt;br /&gt;"Uygarlığımızın geleceği bilimsel düşünme alışkanlığımızın gitgide yayılmasına ve derinleşmesine bağlıdır." John Dewey&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046253380752909?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046253380752909/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046253380752909' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046253380752909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046253380752909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/02/kresel-ve-ulusal-ticarette-e-imza.html' title='Küresel ve Ulusal Ticarette E-imza'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046245973632187</id><published>2006-02-20T21:06:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T21:07:40.916+02:00</updated><title type='text'>Bireysel Emeklilik</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Bireysel Emeklilik Sistemi, bireylerin ileriki yaşlarında kullanmaları amacı ile güvenli bir şekilde tasarruf yapmalarını ve bu tasarruflarını yatırıma çevirmelerini sağlayan özel bir emeklilik sistemidir. Sistem, 7 Ekim 2001’de yürürlüğe giren Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile düzenlenmiştir.&lt;br /&gt;Sistem nasıl işliyor?&lt;br /&gt;Bireysel emeklilik gönüllü katılım esasına dayanır. Medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip çalışan veya çalışmayan, isteyen herkes bireysel birikimlerini emeklilik fonlarında değerlendirebilirler.&lt;br /&gt;Sisteme katılacak kişiler, Hazine Müsteşarlığı’ndan emeklilik ruhsatı almış bir emeklilik şirketi ile emeklilik sözleşmesi imzalayarak sisteme katılabilirler.&lt;br /&gt;Katılımcılar sisteme dahil olduktan sonra isterlerse erken ayrılabilirler yada katkı payı ödemeye ara verebilirler.&lt;br /&gt;Bireysel Emeklilik Sisteminde, sisteme giriş tarihinden itibaren en az 10 yıl süre ile sistemde kalan, 56 yaşını tamamlayan ve asgari katkı payını ödeyen herkes emekli olmaya hak kazanır. Emekliliğe hak kazanıldığında elde edilecek gelir, katkı paylarının miktarına ve bunların getirisine bağlıdır.&lt;br /&gt;Bireysel Emeklilik Sistemi, katılımcıların katkı payı ödemelerini kendi seçtikleri emeklilik yatırım fonlarında değerlendirmelerine, risk ve getiri tercihi yapmalarına olanak sağlar.&lt;br /&gt;Katılımcılar, ilk emeklilik sözleşmesinin yürürlük tarihinin ardından 1 yıl geçmesinden sonra birikimlerini başka bir Emeklilik Şirketine aktarabilirler.&lt;br /&gt;Emekliliğe hak kazanan katılımcılar, hesaplarındaki birikimlerinin bir kısmının veya tamamının defaten ödenmesini yada yapacakları yıllık gelir sigortası sözleşmesi çeçevesinde kendilerine maaş bağlanmasını talep edebilecekler.Maaş bağlama, aylık, üçer aylık, altı aylık veya yıllık olabilecek.&lt;br /&gt;Emeklilik sözleşmesi süresi içerisinde katılımcının vefat etmesi halinde lehdarı, sürekli iş görmezlik durumunun ortaya çıkması halinde ise katılımcı, bireysel emeklilik hesabındaki birikimlerin kendisine ödenmesini talep edebilecektir..&lt;br /&gt;Bireysel emeklilikte vergi avantajı;&lt;br /&gt;Devlet, Bireysel Emeklilik Sistemi’ni çeşitli vergi avantajları ile destekliyor. Katılımcı katkı payı ödenmesi aşamasında,&lt;br /&gt;* Ücretliyse, aylık brüt maaşının % 10’unu ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını,&lt;br /&gt;* Beyana tabi vergi mükellefi ise, yıllık brüt gelirinin % 10’unu ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşmayan kısmını vergi matrahından düşebilir.&lt;br /&gt;* Emeklilikte ise, ödenecek toplu paranın % 25’i vergiden muaf tutularak, kalan % 75 üzerinden % 5 stopaj kesintisi yapılarak ödeme yapılır.&lt;br /&gt;* 10 yıldan önce sistemden çıkılması halinde, birikimler % 15 stopaj kesintisi yapılarak ödenir.&lt;br /&gt;* 10 yıldan sonra 56 yaşından önce sistemden çıkılması halinde, birikimler % 10 stopaj kesintisi yapılarak ödenir.&lt;br /&gt;Sistem güvenilir mi?&lt;br /&gt;Bireysel Emeklilik Sistemi’nin güvenirliğini sağlayabilmek için devlet gerekli tüm düzenlemeleri yapmış durumdadır. Emeklilik Gözetim Merkezi, emeklilik şirketlerinin faaliyetlerini günlük olarak gözetip denetlemektedir. Ayrıca tüm sistem Hazine Müsteşarlığı ve SPK tarafından da denetlenmektedir.&lt;br /&gt;Emeklilik şirketleri en az üç adet değişik fon kurmak zorundadır. Fonlara aktarılan katkı paylarının ise ;&lt;br /&gt;* Nakit, vadeli ve vadesiz mevduat,&lt;br /&gt;* Borçlanma araçları (ters repo dahil) ve hisse senetleri,&lt;br /&gt;* Kıymetli madenlere ve gayrimenkule dayalı varlıklar,&lt;br /&gt;* Repo işlemleri,&lt;br /&gt;* Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri,&lt;br /&gt;* Borsa para piyasası işlemleri,&lt;br /&gt;* Yatırım fonu katılma belgeleri,&lt;br /&gt;* Sermaye Piyasası Kurulu’nca uygun görülen ve kamuya ilan edilen diğer para ve sermaye piyasası araçları dışında herhangi bir araca yatırılması mümkün değildir.&lt;br /&gt;Birikimlerin değerlendirildiği fon varlığı Emeklilik Şirketi ile ilgili herhangi bir durumda kullanılamaz. Bu fonlar teminat olarak gösterilemez, hiçbir şekilde haczedilemez, şirketin iflası söz konusu olsa dahi, kurulmuş olan bu fonlar iflas masasına dahil edilemez.&lt;br /&gt;Böylece birikimler güvence altına alınmış ve sürekli olarak korunmuş olur.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046245973632187?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046245973632187/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046245973632187' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046245973632187'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046245973632187'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/02/bireysel-emeklilik.html' title='Bireysel Emeklilik'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046044658119473</id><published>2006-02-20T20:33:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T20:34:18.226+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;İnternet Bankacılığı Kullanıcılarının Kişisel Bilgilerini Elde Etmeye Yönelik Virüsler Hakkında Kamuoyu Duyurusu&lt;br /&gt;Son dönemde İnternet Bankacılığı kullanıcılarının; kullanıcı kodu, şifre, parola, güvenlik sorusu vb. gizli bilgilerini elde etmeye yönelik son derece tehlikeli bir virüs (torpig türevi) tespit edilmiştir. Banka müşterilerinin internet bankacılığına giriş için kullandıkları bilgisayarlara yerleştirilen söz konusu virüsle, müşterilere ait bilgiler ele geçirilmektedir. Müşterilerin bu tip virüslerden etkilenmemeleri için aşağıda belirtilen hususlara dikkat etmeleri büyük önem arz etmektedir:&lt;br /&gt;Online işlemler gerçekleştirirken, işlem yapılan sayfada, daha önceki bağlantılardan farklı bir görünüm veya ifade varsa, hiçbir işlem yapılmadan ilgili banka ile irtibata geçilmelidir.&lt;br /&gt;Güvenli olmayan İnternet sitelerine giriş yapılmamalı ve bu tür sitelerden dosya indirilmemelidir.&lt;br /&gt;Bilinmeyen adreslerden gelen e-postalar açılmadan silinmeli, mümkünse bu tür e-postaları engelleyici tedbirler alınmalıdır.&lt;br /&gt;Bilgisayarlarda kullanılan yazılımlara ait güvenlik güncellemeleri mutlaka yüklenmelidir.&lt;br /&gt;Antivirüs yazılımları kullanılmalı ve düzenli olarak güncellenmelidir.&lt;br /&gt;Kişisel güvenlik duvarları (firewall) kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;Kişisel bilgileri ele geçirmek üzere bilgisayara sızan casus yazılımlara karşı "anti-spyware" yazılımları kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;İnternet Bankacılığı kullanıcısı olarak, şifrelerinizin ve bilgisayarınızın güvenliğini sağlamak için bankanızın İnternet sitesindeki güvenlik açıklamalarını dikkatle okumanız önerilmektedir.&lt;br /&gt;Bilgilerinize sunulur.&lt;br /&gt;Saygılarımızla, Türkiye Bankalar Birliği&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046044658119473?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046044658119473/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046044658119473' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046044658119473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046044658119473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2006/02/internet-bankacl-kullanclarnn-kiisel.html' title=''/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-22377271.post-114046214430509216</id><published>2003-10-25T20:48:00.000+03:00</published><updated>2006-02-20T21:05:46.666+02:00</updated><title type='text'>Ekonomi Nereye Gidiyor?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Ekonomik verilere ve piyasa analizlerine göre TL’nın değeri artıyor ve ters orantılı olarak enflasyon düşmeye devam ediyor. Ekonomide hissedilen büyüme ,kamuoyu’nun bir kesiminde iyimser bir hava oluşturuyor.Ancak oluşan bu iyimserlik işsizliğin artmaya devam etmesi nedeni ile toplumun bazı kesimlerinde görülmüyor.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;Bu noktada kafaları meşgul eden soru şu; "Ekonomi kime ve neye göre iyiye gidiyor?"…&lt;br /&gt;Ülkemizde yaşanan krizin sonucunda, şirketler küçülme politikası uyguladılar. İşten çıkartmalar çalışma verimliliğini artırmak için çoğaldı. Şirketler, işçileri fazla mesai ücreti ödemeden çalıştırıyorlar. Artık 10 işçinin yaptığı işi 6 işçi yapıyor. Böylece şirketler maliyetlerini büyük ölçüde kısarak verimlilik artışı sağlamaya çalışıyorlar. Ancak kabul gören verimlilik artışı bu şekilde sağlanamaz.&lt;br /&gt;Türkiye Kamu-Sen’in araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı Ağustos ayı itibariyle 581 milyon TL.'sına yükselmiş durumda. Asgari ücretin brüt 306 milyon TL. olduğu ülkemizde, toplumun büyük bir kesiminin yaşamını idame ettirmeye çalışırken mucize yarattığı da bir gerçek.&lt;br /&gt;Diğer yönden, batan bankaların devlete yükü 56 milyar dolardır. Bu kaynağın halkın yararına kullanılması gerekirken, birilerinin planlı bir şekilde ve kanunun boşluklarından yararlanarak kendilerine sağladıkları çıkarların vebalini devlete yüklemeleri, ekonominin sırtındaki ekstra kamburdur.&lt;br /&gt;VE;&lt;br /&gt;Dövizdeki aşağı doğru düşüşün önümüzdeki yıl da devam edeceği muhtemel görünüyor. Artık yatırımcıların uzun vadeli düşünmeleri gerekiyor. Kısa sürede büyük kârlar getiren yatırımların dönemi kapandı.&lt;br /&gt;Önerilen, A tipi, B tipi fon yatırım araçları ve borsa yatırımlarıdır. Ancak, borsa yatırımları, sadece uzun vadeli getiri düşünen yatırımcılar için akıllıca olur. Yine de bu yatırımlara yönelen yatırımcıların profesyonellerden yardım almaları iyi olur.&lt;br /&gt;Doların düşmesi ihracatçılar için kötü mü?&lt;br /&gt;HAYIR! Çünkü, ihraç edilen malların üretimlerinde kullanılan malzemelerin çoğu yurt dışından ithal edilmektedirler. Doların düşmesi aynı zamanda üretim girdilerinin maliyetlerini de düşürmüş olacaktır. Böylece ithalat ve ihracat arasındaki maliyet farkı birbirini dengeleyecektir.&lt;br /&gt;Dış ekonomik dengeye baktığımız zaman hem ihracatımızda, hem de ithalatımızda artış görülmektedir. Ekonomik aktivitenin canlı olduğu ve Türk Lirası’nın değerlendiği bir dönemde ithalatımızdaki artış beklenen bir gelişme olmakla beraber, ihracat performansımızda görülen iyileşme de fevkalade sevindiricidir.&lt;br /&gt;Tekstil, ekonomimizdeki en rahatsız sektör; Ancak tekstilin ekonomimize katkı payı "fason çalıştığı için" çok değil. Bu sektörde henüz markalaşmayı tamamlayamayan firmalar mevcut. Bu nedenle sorun yaşanıyor.&lt;br /&gt;OTOMOTİV sektörünün ise ekonomiye katkısı yadsınamaz. Otomobil üretimi, dünyadaki en önemli endüstriyel etkinliklerden biridir ve otomotiv dünya ticaretinin en hızlı büyüyen sektörleri arasındadır.&lt;br /&gt;Turizm sektörünün yüzü Temmuz ayında gülmeye başladı ve turizm sektöründe beklenilen hareketlilik bu aydan itibaren istenilen canlılığa kavuştu.&lt;br /&gt;Sonuç olarak;&lt;br /&gt;Tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye dünya ile entegrasyona doğru gidiyor. Gerek Avrupa Birliği açısından, gerek yapısal değişiklikler açısından, gerek özelleştirme çabaları açısından...&lt;br /&gt;Türkiye’deki yapısal değişiklikler Türkiye’yi bambaşka bir yöne götürüyor; Dış yatırımcılar için Türkiye çok ama çok cazip bir ülke durumuna geldi.Türkiye büyüyen ve genç bir ülke, dolayısı ile ürettiği mallar gittikçe değerlenmektedir.&lt;br /&gt;Dış ekonomik gelişmeler geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor.&lt;br /&gt;Biraz Gülelim&lt;br /&gt;Temel bir gün Dursun’a balık kılçığı yemenin insanın kafasını çalıştırdığını söylemiş. Bu habere sevinen Dursun yanına Temel’i de alarak hemen bir balık lokantasına gitmiş. Az sonra gelen balıkların etini Temel, kılçıklarını Dursun yemiş. Böylece üç porsiyon balık tükettikten sonra Dursun hesabı ödemiş ve dışarıya çıkmışlar.&lt;br /&gt;Yolda bir ara Dursun:&lt;br /&gt;-Baa bak Temel, Sen galiba kazuklayisun beni? Demiş. Temel gülerek cevap vermiş:&lt;br /&gt;-Bak, gördün mü? Kafan çalışmaya başladı bile.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/22377271-114046214430509216?l=nefhamakale.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nefhamakale.blogspot.com/feeds/114046214430509216/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=22377271&amp;postID=114046214430509216' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046214430509216'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/22377271/posts/default/114046214430509216'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nefhamakale.blogspot.com/2003/10/ekonomi-nereye-gidiyor.html' title='Ekonomi Nereye Gidiyor?'/><author><name>ekonomist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10839939212412556739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
